7 Nisan 2011 Perşembe

Şifreleme sistemi

    Biz, yani üniversiteye sınavla girmek zorunda olan, kategorize edilen, kardeşinden ya da en yakın arkadaşlarından ne kadar daha zeki ve çalışkan olduğunu göstermesi gereken biz, geleceğimizin kader çizgisine çomak sokan öss'nin şifresinin " Dersi dinle, bol soru çöz, tekrar yap " olduğunu zannediyorduk. Öyle değilmiş işte..

    Yapmayayım dedim aslında taa en başından, şu gündem meselelerine girmeyeyim, kendimi kendim hakkında düşündüklerimi anlatayım ama olmadı, dayanamadım. Şifre olayı o kadar oldu ki babam bile " senin bi söylediğin bi söylediğini tutmuyo altında kesin şifre var " tribine girdi. Alayımız Enigma'yız, haldır haldır şifreci olduk. Şifrenin sözlük anlamı yaklaşık olarak :" Gizli haberleşmeye yarayan işaretlerin tümü" gibi birşeydir. Bu anlama bakarak konuşursak bu sınavın sorumlusu ösym niye, neden, kime gizli haberleşme ağı kurmaya çalışsın. Soru kitapçığında şifrenin ne işi var ama yaa. Bu soruların zaten cevap anahtarı yok mu, yoksa cevapları olmayan soruları mı soruyosunuz sınav mağdurlarına, zaten tepe taklak olan zihinleri hayatlarındaki cevabı olmayan bi sürü soruyla meşgulken aradan bizde giydirelim mi ? Kimine göre soru kitapçığında şifre olmak zorunda, hani okuyucuların mesaisi bitti elle bakacaklar ya cevaplara. Kimine göre tesadüf, kimine göre bu kadar tesadüf bir arada olmaz. Japonya'da patlayan reaktörlere inat, burda patlayan şifre skandalları. Televizyonlarda boy boy görünen istatistikçiler, öss uzmanları, dersane rehberleri vesaire. Şöyle bir bakınca geçtim şifresini sadece bi sınavdan kaç kişinin ve kurumun nemalandığını görmek bile midemin kalkmasına yetiyor. Belki benim midem hassas belkide bu sadece bi sınav değil çok başka bişey bilmiyorum. Bi sürü ihtimalin üzerinden geçilirken üzerinde durulmayan tek ihtimal canımı yakıyor. Soruların şifresi, büyükten küçüğe sıralaması, algoritması falanı filanı. Peki bu sınava giren gençlerin psikolojisini ne yapacağız ? O kadar uzun bir dönemi, psikolojilerinin bozulduğu, sosyal hayatlarından ve zevklerinden ödün verdikleri bu dönemi tam sonuna geldik derken böyle allak bullak etmek kimin hakkı. Sene başından beri bekledikleri son 100'lük gelip çatmışken zaten kafalarındaki şüpheleri ayyuka çıkarıp, gecelek kaygılarını kadıraklara çıkarmak ne kadar anlamlı. Uğraşılmasın demiyorum tabiki uğraşılsın peşine düşülsün ısrar edilsin ne varsa çıksın ortaya. Fakat her akşam yeni bi skandalı patlatıpta oh ne güzel haber yaptık diye değil, eblek adamları televizyona çıkarıp yorum yaptırarak değil, adam gibi. Bunun yargısı var sorgusu var boku var püsürü var. Çocuğunu dersaneye göndermek için akşama kadar çalışan elleri kömür karası babaların gözlerindeki umut düşünülsün, çocuğunu binbir zorlukla büyütüp ayakları üzerinde durduğunu görmek isteyen annelerin. Bu çocuklar düşünülsün, he yapmıyomusunuz o zaman psikolojilerinin şifresini verinde onuda biz düzeltelim.

    Çıkmasın şifre, kopya falan. Ösym' ye ya da hükümete zeval gelmesin diye düşündüğümden değil. Dersanelere verdiğim parayı hatırladığımdan, babamın emeğini annemin umudunu hatırladığımdan, sabahın bilmem kaçlarında kalkıp hava aydınlanmadan yarı uyanık yollara çıktığımı hatırladığımdan. O zaman ki kavgalarımı, o zaman ki karamsarlığımı, o zaman ki hayallerimi hatırladığımdan. Çıkmasın şifre bir ben değilim, çok ah alırsınız. Ben ah etmem hatta küfür ederim çok pis. Çıkmasın, atmayın içimize adi şüphe tohumlarını, daha bu güzel memlekette çocuk büyüteceğiz...
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder