7 Şubat 2012 Salı

Bir varoluş hikayesi : Ali desidero



arkadaslari ali derler ali oturur bizim kahvede 
yakmis abayi bir dilbere nefaset bisi fidan boylu 
bizim ali pispirik oynar mfö dinler maç seyreder 
dedim ki abayi yakmis kiza bundan haberi yok kizin ama 




Benim lise zamanından kalma bi lakabım var, pek sevmesem de arkadaşlarımın yüzde 80 kadarı o şekilde seslenir. Aslında anlamı da yok bikaç harfin kafasına göre yanyana geldiği tuhaf bi ses topluluğu. Hele ki yeni tanıştığım insanlar bile 3 gün sonra beni öyle çağırmaya başlayınca iyice bi tuhaflaşıyor mevzu. Herneyse zaten konumuz bu değil, girizgahımızı yaptığımıza göre anlatmak istediğime başlayabilirim. İşte bu lakap olayı popülaritesini zirve yaptığı sıralardı, bilirsiniz herkesin sürekli takıldığı belli yerler vardır. Aynen öyle bi mekanda gel zaman git zaman bi hatunun yolunu gözler olmuşum farkında olmadan. Hatun benden bikaç santim uzun ama anormallik bende değil hatunda, edepsizce ortalama kız boyunun üzerine çıkmış. Sarışın, uzun saçlı, kocaman gözlü kısaca cidden nefaset bişey fidan boylu ve cidden bu işten kızın hiiç haberi yok..





kiz cok güzel latif sirin hem kitap kurdu hem bir ahu 
venüs mü desem afrodit mi eli yüzü düzgün bir içim su 
elbetteki feminist bir kiz metafizige de inanmakta 
bir kusuru var yalniz kizin biraz entel takilmakta 
optimis hem de pesimis biraz idealizmi de savunmakta 




Neredeyse ikimizde en az iki günden birinde oradayız, ben kızın etki alanında kalmak adına ya ön ya yan ya arka masadayım. Kız oturmadan önce kitaplarını masaya bırakıp etrafa göz gezdirdiğinde beni farketsin diye kafamı dik tutmaya çalışmaktan bir ara boynumun uzadığını hissediyordum. Her gördüğümde yeni bir rengin kıza ne kadar yakıştığını farkediyor, masaya bıraktığı kitaplarla kesişip ortak bi nokta arıyordum. Fakat hakaten bir kusuru vardı hatunun, fular. Sapıklık boyutunda düşünmeyin ama bi kızın boynu güzel olmalı benim için, herneyse. bazen kahkahalarla gülüyor, bazen de suratını asıp öylece oturuyordu, e haliyle benim de psikolojim ona göre şekilleniyordu, taa ki bir arkadaşım noluyo kardeşim şekilden şekile giriyosun sıkıntın ne diyene kadar.. 




bizim ali kahveden aynen kiz oradan gelip gecirken 
gözüne kestirip kafasina takiyor 
bu benim diyor dokunani yakarim 
ne yapmali ne etmeli bir oyunbazlik bir seytanlik 
kiza dalavere mi cevirmeli bu beraberlik nasil olacak 
ikisi de ayri telden caliyor 
centilmencee mi yaklasmali familyasiyla mi tanismali bir bilene mi danismali 
bu kiz sanki bir buzdolabi 




Artık ister istemez hatunun ne zaman geleceğini ezberlemiş bulunmaktaydım, yine gözlerim kapıda beklerken içeriye arkasına güneş ışıklarını almış, saçlarını sanki yüzüme çarpa çarpa girdi. Artık dayanamayıp arkadaşlarıma geç kalmış çıkışımı yaptım " beyler benim bu kızla bi şekilde tanışmam lazım yoksa burda yaşlanıcam ama nası olcak hiçbi fikrim yok". Tabi arkadaş dediğimiz organizmalar bu durumlar için heybesinde sürekli tavsiyeler ya da öngörüler taşır. " Abi git direk konuş" " yok lan o şekil olur mu kız hiç öyle bi tipe benzemiyo valla elindeki kitapları görüyon mu kafana onla vurdu mu 3 gün şuurunu yitirirsin " " lan oha abartmayın o kadar da soğuk görünmüyo, hani Grönland' lı ama İstanbul'da doğmuş gibi, babası oralı yani ". Yani anlayacağınız arkadaşlarım bana gayet moral verdi ! Bişey yapmalı ama ne ?




ali kahvede oturup duruyor kizin gecmesini bekliyor 
hatun kisi görününce köseden mfö basliyor aynen kasetten 
alii ali desidero 
matmazel mfö yü duyar duymaz bir an kendinden geciyor 
ha bayildi bayilacak derken ali kizin elinden tutuyor 
ali kiz bir klark çekiyorkahvedikiler ininin diyor 
ininin ininin ininin inininin ininin ininiiiniiin 




Bu konuşmalar arasında hatun yerinden kalktı, kız yanımdan geçmeden önce hoş kokusu kendini topla sinyali gönderdi. O kokuyu alıp iyice oturduğu yerde yayılan ben yolu kapattığımı farketmedim bile, kız arkamdan geçmek için hamle yaptığı an o mucize gerçekleşti. Birden dengesini kaybedip masaya çarptı, önümdeki çay bardağı kızın güzelliğine dayanamayıp kendini yere attı ama düşerken pantolonuma uğramayı da ihmal etmedi. Hatun kendini toparlamaya çalışırken can havliyle yerimden fırladım, tabi klark eğitimi görmediğim için onun yerine yanmanın verdiği hisle hssktir diyebildim. Bu da masadakilerin ın ın ın demesine yetti..




kiz pardon diyor basim döndü mfö yakar gönlümü 
rica ederim gelebilir her genc kizin basina yardim edeyim size istersiniz 
evinize götüreyim icabinda 
ay nasil oluur ben sizi hiç tanimiyor ama 
hem konu komsu ne der sonra merci giderim tek basima 
olur mu ne önemi var diyor oglan 
yürüyelim iste ne çikar bundan hem sizinle de tanismisiz oluruz 
hem konusuruz surdan burdan 




"Çok özür dilerim bileğim burkuldu dengemi kaybettim, bişeyiniz var mı ?" diye sordu hatun. " Benim bişeyim yok çay soğuktu zaten, senin bişeyin var mı" diye karşılık verdim ben de burnuma yanmış et kokusu gelirken. Aslında Üzerine basabiliyosan bişey yok gibi babane sözleri boğazıma kadar geldi ama yapma dedim kendimi bitirmenin alemi yoktu ki zaten kız da üzerine pek basabiliyomuş gibi görünmüyordu. " Ağrıyo ama geçer birazdan sanırım " dedi tedirgince basmaya çalışırken. " İncittin galiba zorlama bence kötü burkulmuş olabilir, masaya kadar yardım edeyim ". " Gerek yok " dedi ama sanki gözleri çok iyi fikir der gibi baktı. " Olur mu basamıyosun işte, hem unutmadan söyleyeyim çay borcun var bana " dedim ama içime fil gibi oturdu söylediğim şeyin pişmanlığı, kız bizim evin duvarından daha kalın kitaplar taşırken, üstelik onun masasındaki iki arkadaşı ve benim masamdaki üç arkadaşım bizi seyrederken hatta ordaki herkes bizi seyrediyomuş gibi hissederken yerimiydi yani bu esprinin. Hatunu ağır ağır masasına bıraktıktan sonra masama dönüp arkadaşlarımın vay çakaal bakışları arasında hadi abi 
kalkalım üstüm başım rezil oldu dedim..



ne kibar cocuk diyor kiz içinden hem samimi hem vefali yani 
bir imtihan cekeyim suna diyor serseri mi yoksa bir dahi mi 
diyor felsefeyi sever misin ali diyor biz hep dönerciyiz 
luther diyor kiz ,machiavelli 
sampiyon biziz diyor ali attigimiz gollerden belli.   




Ertesi gün, hakikaten de aklımda hiç kız yokken hatta kız için aklımda yer bırakmayan bi sıkıntıyı düşünürken ayak alışkanlığı sanırım yine aynı yere gittim. Masaların arasından geçip yalnız kalabileceğim, diğer sandalyelere kafamdakileri dağıtıp  hayırdır lan tottoroşlar, derdiniz ne benle diye hesap soracağım bir masa arıyordum ki bi ses kulağımdam çekti. " Merhaba" kafamı çevirdim ama zaten sesin kimin olduğunu biliyordum, hatun bu sefer tek başına masada oturmuş ama yine kitaplarından gecekondu yapmıştı. " Ya dün olan kaza için yeterince özür dileyemedim gibi hissediyorum zamanın varsa çay borcumu ödeyeyim ". Daha cümle bitmeden masaya oturdum, "bileğin nasıl oldu" diye sordum "ya iyileşmiş buraya gelebilmişsin, ya da çok kötü ki hala bıraktığım masada oturuyosun " . Hatun gülünce kör oldum zannettim, "biraz şişti ama daha iyi, en azından yürümemde problem yok". Konuşmaya başladık, okuldan, derslerden, olan bitenlerden, tesadüflerden, muhabbetin yolu felsefeye ve sanata gidiyordu, ne yaptıysam çeviremiyordum hatta bi ara hangi takımlı olduğunu sormaya bile yeltendim. Bi yandan şu aklımdaki sıkıntı bi yandan kendini beğedirme çabası sanırım kılcal damar şebekeme ağır geldi, bi an aşırı voltajdan sigortalarım attı sanki. Hani vardır işte herşey durur, hiçbişey düşünemezsiniz ne yaptığınızı nerde olduğunuzu kavrayamazsınız saniyenin bilmem kaçta biri kadar bi süre. Tam o anda kız Varol dedi, böyle bi isme önceden rastlamamıştım ama erkek ismi olduğu belliydi ve erkek arkadası sanırım, uyarma gereği duydu böyle şansa sıçayım dedim içimden. " Varol derken ? Gelecekse ben kalkayım hiç rahatsızlık vermeyeyim zaten çayımı içtim" diyip bu rüyanın burda bittiğini kendime de itiraf ettim. " Varol ? " dedi hatun, bu işte bi tuhaflık vardı. " Varol dedin ya " " Varol demedim varoluş dedim hatta varoluşçuluk da dedim ondan önce " diyip suratımın ortasına kahkayı patlattı. Yer yarılsa da içine mi girsem yoksa Varol diye biri olmadığı için sevinsem mi bilemedim ama mecburen güldüm. " Hee varoluşçuluk, ya kusura bakma yanlış anlamanın dibine vurdum artık o an kafamdan ne geçtiyse, devam et sen söz veriyorum daha iyi dinleyeceğim " varoluşçuluk ne abi varız işte, ya tam sıçtın oğlum . " Ya bazı noktaları tamam da şu varlık özden önce gelir konusunda takılıyorum, Camus, Sartre, Nietzsche okudum ama yok yani " hatun şova başlamıştı bile artık çok geç. Camus ' u okumuştum valla hatta Supertramp'la Camus yüzünden sahaftan fırça yemişliğimiz bile var sonundaki S okunmaz diye ama diğerlerini elime almışlığım yoktu o zamana kadar, tabi bunu hatuna nası anlatacaksın hadi en azından birini itiraf edeyim bari dedim. "Sartre okumadım hiç ama Nietzche iyidir ya hatta bi sözü var ya şey eeee hani umut etmekle ilgili " pes etmenin zamanı gelmiş gibiydi, " bilmiyorum "...


kız anlıyor ki dünyalar ayrı ali'ye kibarca bir bay bay
ali diyor hay hay 
gözü parlıyor aniden kızın, şeytan tüyü var bu hınzırın 
ali anlıyor ki doğru yolda hazırım diyor buluşmaya 
kız diyor ki bu işler narin bugün olmaz ali belki yarın... 
ali desidero aliiii ali desidero



Hatun şekilden şekile giren suratımdan anlamış olmalı, birden ciddileşti sanki derste arkadaşlarına tebeşir atan öğrencisini sözlüye kaldırmış gibi " Varoluşçuğu da bilmiyosun dimi " . " Ya bilmiyorum evet " rahatlamıştım artık " ama ben terimlerde cidden kötüyüm yani muhtemelen biliyorum ama o varoluşçuluk mu onu bilmiyorum, gerçekten yeterince rezil oldum sanırım ben kalkayım artık, gideyim kenarda felsefe çalışayım biraz ". Hatun yine güldü, yani artık yavaş yavaş kızın refleks olarak güldüğüne inanmaya başlamıştım ne yapsam gülüyordu. " Dur nereye gidiyorsun, emin ol senden çok daha beterleri var, sen yine bilmediğini söylüyorsun. Bilmeyip bildiğini idda eden o kadar çok insanla konuşuyorum ki senin bu durumun çok sevimli onların yanında ". Allahım şapşallığımın işe yarayacağını hiç düşünmemiştim, tabi bu cesaretle " ya hergün burda oturuyoruz, hem ben uzun zamandır sinemaya gitmedim, görmek istediğim bi film vizyona girdi bana eşlik etmek ister misin ? ". " Hangi film ? " dedi hatun, bana oldukça hevesi bi soru gibi geldi. " Receb İvedik " ve hatunun yüzü düşer, " şaka şaka asma suratını yani öyle beklediğim bi film yok, gider beğendiğimizi izleriz diyorum ". " Ya ben şimdi derse gidicem, geç çıkıcam üstelik. Yani bugün olmaz ama belki yarın ? " ...
 

2 yorum:

  1. eee sonra noldu pekii!!? merakla bekliyorum devamını, bu bir şarkı sözü olmadığına göre anlatabilirsin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sonrasına uygun şarkı bulamadım, bulur bulmaz devamını yazıcam:)

      Sil