30 Temmuz 2011 Cumartesi

Nokta

varolmanın dayanılmaz hafifliğinden...
 

28 Temmuz 2011 Perşembe

Duyarsızlık

Bir Kathe Kollwitz resmidir
İnsanlık tarihinin görmüş olduğu en büyük sivilce ya da beze gibi bir şey burnumun kenarında çıkmış olabilir.Normal doğum bekliyodum ama sezaryen doğuma da razı geldim.Bu sebeple bu sabah doktora gittim ve beni tanıyan doktor ismimi tereddütle söyledi.Antibiyotik yazarken,doktor dedim bana tanıdık bi psikiyatr önerir misin? O sırada odada olan genç bayan lafa girdi -sanırım benim ilgi alanıma giriyor sorunun ney dedi bana.Dedim 2 gün önce başladığım ''Mulholland dr. filmini yeni bitirdim,bi süredir izlediğim filmleri 2-3 güne yayıyorum,10 sayfa kitap okuyup bırakıyorum ama hepsinden önemlisi insanları dinle(ye)miyorum.Gözlerinde ah bende dinleyemesem özlemi var gibiydi.Sırf bu dinleyememe sorunsalı yüzünden  bikaç dersten kaldığımı belirtip kaldığım yerden devam ettim.Sanki bu dünyada sadece yer kaplayan bir nesneyim.Bedeni bir birliktelik daha uygun bir kelime,zihnimin çok uzaklarda olduğu aşikar.Çok şeyi bi anda düşünüyorum ve ne düşündüğümün  farkına bile varamıyorum.Gülümsedi,bişeyler anlattı.Ama unuttuğu bişey vardı...
 

Beyaz Giyen Adamlar



Hia gene geç kaldım
21 Gün Kuralı: Bir bilimsel araştırma der ki;Herhangi bir eylemi 20 gün boyunca düzenli tekrar ederseniz bu eylem 21.günden itibaren alışkanlığınız haline gelir.


210 Gün Kuralı:Bir bilimsel olmayan araştırma der ki;uyumak eylemini 209 gün boyunca iş yerinde tekrar ederseniz patronlarınızın sözlü uyarıları artık eyleme dönüşür.

''Televizyonla büyürken, milyoner film yıldızı ya da rock yıldızı olacağımıza inandık, ama olmayacağız. Bunu yavaş yavaş öğreniyoruz ve o yüzden çok kızgınız'' (Fight Club)

Yazının devamı fazlasıyla kişisel olduğundan kendinizden birşeyler bulamama ve okurken sıkılmanız olasılıklar dahilindedir.

 

24 Temmuz 2011 Pazar

Susma e mi

   
      Bazı şeylere ilk anda tepki veren insanlara gıpta ediyorum çünkü ben yapamıyorum. O hadisenin sıcaklığından mıdır, an olgusunun sarhoşluğundan mıdır ya da ben de mi bi sıkıntı var bilmiyorum. 15 senelik balkon komşumuz taşınacağını duyduğumda pek umursamadım sonuçta yetişkin insanlardık mesafeler arkadaşlarımızla aramızda bi sorun teşkil etmezdi. Uzun sürede kurulmuş bağlar çabuk çözülmezdi ki herşeyden önemlisi zaten bi sokak aşağıya taşınacaklardı bu kadar ajitasyonun alemi yoktu. Bu yüzden iyiydim hatta evleri olacağı için mutluydum komşularımız adına ama o dediğim evre geçtikten sonra herşey değişmeye başladı. Yaz günlerinin en hoş hadisesi balkonda kahvaltıdır hak verirsiniz, balkonda kahvaltı yaparken arkadaşlarımın yüzü yerine sonuna kadar çekilmiş perdeler görmek ilk başlarda göze batmasa da artık sinir bozucu olmaya başladı. Aynı hizada balkona çıkınca gülümseyerek selamlaşacak birileri olmaması, en ilkel iletişim aleti ıslığın karşı komşun tarafından bişey ifade etmemesi ve hatta biraz daha abartayım bazı anıların da beraberinde alt sokağa taşınması tuhaf buruk bi tat veriyor çay içerken. Bazen " tamam lan hadi şaka yaptık herkes kendi evine " diyip geri geleceklermiş gibi geliyor.

    İşte Amy Winehouse da öyle yaptı, beraberinde birkaç anımı da hesap vermek üzere diğer tarafa götürdü. Üstelik giderken biranın içine buruk bi tat bıraktı ve buruk tat biraya hiç yakışmayacak daha denemedim. 

 

21 Temmuz 2011 Perşembe

İsim Analizi

İlkokul 1.sınıfta beslenme çantamdan zamanın ''boğaz yakan vişne suyu''nu aşıran Önder'i sıkı bir takip sonunda yakalayıp öğretmene şikayet ettiğim günü anımsıyorum.Evet kendi açımdan yaptığım şeyin fazlasıyla aptalca olduğunu söylemenize gerek yok ama 5 yaşında okula başlamam durumu biraz kurtarıyor bence.Veya en iyi ilkokul arkadaşlarımdan biri olan Güven’in göğsüne attığım tekmenin izleri önlüğünde hala duruyor olmalı.Yine aynı dönemlerde yazlarını geçirdiğimiz Ankara'daki bahçeli evimize; beni evcilik vaadiyle kandıran Mehtap ismini anımsıyorum.Bizimkilerin bu konudaki tiye alışları ve beni kızdırma uğraşları her çocuk gibi beni de germiş olcak ki -beni artık evimden çağırma ben gelirim ! diyerek komediler dizisine devam etmekten alıkoyamamışım kendimi.O çağırmaya devam etti o da ayrı bi mesele.Size bunları niye mi anlatıyorum...
 

17 Temmuz 2011 Pazar

Çocukluk işte

             Aslında ben inanmazdım kaşıkla içilen çayların midede solucan yaratabileceğine çocukken. Midede solucan düşünmek ne kadar ürkütücüyse o kadar ürkütücüydü tek kale maç sahamızın tek kalesinin önüne çekilen arabalar. " Sokak çocukları " na anlam veremezdim büyüklerin ağzından duyunca, çünkü sokaklar zaten çocuklarındı, çocuklar inatçıydı ve her birimiz yeni sokaklar edinmek için çok iştahlıydık. Çocuktuk, özgürlüğün dibine vurup geri atılmıştık dünyaya, yaptığımız bütün yaramazlıkların, sorumsuzlukların envayi çeşit tuhaflıkların geçerli bir sebebi vardı ; çocuktuk..