29 Mart 2011 Salı

Çavdar Tarlasında Çocuklar

''O şarkıyı biliyor musun,hani, ''Yakalarsa birini biri,çavdarlar arasında,'' diye? Ben işte...''
''O öyle değil,''Rastlarsa birine biri,çavdarlar arasında,''olacak !Şiir bu,Robert Burns'ün.''
''Robert Burns'ün şiiri olduğunu ben de biliyorum.''
Doğru söylüyordu.Doğrusu,''Rastlarsa birine biri,çavdarlar arasında,''olacaktı.Demek ki bilmiyor muşum.
''Ben,''Yakalarsa birini biri,' sanıyordum,''dedim.''Her neyse,hep,büyük bir çavdar tarlasında oyun oynayan çocuklar getiriyorum gözümün önüne.Binlerce çocuk,başka kimse yok ortalıkta-yetişkin hiç kimse,yani-benden başka.Ve çılgın bir uçurumun kenarında durmuşum.Ne yapıyorum ,uçuruma yaklaşan herkesi yakalıyorum;nereye gittiklerine hiç bakmadan koşarlarken,ben bir yerlerden çıkıyor,onları yakalıyorum.Bütün gün yalnızca bu işi yapıyorum.Ben,çavdar tarlasında çocukları yakalayan biri olmak isterdim.Çılgın birşey bu,biliyorum,ama ben yalnızca böyle biri olmak isterdim.Biliyorum,bu çılgın birşey.''

Holden'ı oldum olası anlamadım.En basitinden şu hoşlandığı Jane'i hiç aramaması beni delirtmişti.Ne zaman aramaya kalkışsa şu anda havamda değilim yalanlarına sığınmıştı.'Çavdar tarlasında çocuk yakalama fikri sadece bu adama ait olabilirdi zaten.
Sonra ''Ziya, bunları sadece sana söyledim,beni dinliyor musun?''
O anda annemin yıllarca göz nuru döküp ,örüp ördürttüğü masa örtüleri,dantel takımları filan geldi aklıma.Sebebini bilmediğim bi' şekilde hepsini sobaya doldurmuştum bi gece,soba yanmıyorken.Annem sabah sobayı yakmak için elini sobanın içine attığında hayatının şoklarından birini yaşamıştı.O anı tam hatırlamasam da sanırım ağlamak istedi benim gibi yaramaz, işe yaramaz bir çocuğa sahip olduğu için.Çocuk olmak nedenleri düşünmemekti,sadece istediğin şeyi yapmaktı.Yüzme bilmediğin halde iskeleden denize atlamaktı,üstelik seni düşünen birilerinin olduğunun farkında olsan da olmasan da.İstediğin şeyi yapmaktı,sonuçlarını düşünmeden..
Evet dedim Holden,seni dinliyorum.Belki uçurumun kenarındaki çavdar tarlasındaki çocukları bulamicaksın,ama iskeleden atlayan ve  yüzme bilmeyen çocukları engelleyebilirsin..
İşin gülünç yanı;Holden beni dinlemiyordu.''Central Park'taki şu yapay göl !Göl donup buz tuttuğunda ,ördeklerin nereye gittiğini sordu bana''Acaba,biri kamyonla gelip onları hayvanat bahçesi gibi bir yerlere filan mı götürüyordu,yoksa kendileri mi uçup gidiyolardı? diye devam etti..

Bu adamı anlamıyorum.Yemin ediyorum anlamıyorum.Çavdar tarlasındaki çocuklardan bahsederken nasıl olurda birden Central parktaki ördeklere geçebiliyordu.Bilirsiniz böyle budala tipleri,fikirlerini ardı ardına sıralayıp kafanızı bigüzel ütülerler sonra  söz sırası size geldiğinde ''artık uyusak fena olmaz diyenler'' sözgelimi.Öyle de oldu.Işıkları söndürüp yataklarımızda uykuyu beklerken söylediği son söz, uykuya ''hoşçakal'' diyerek son bulmuştu benim için. 

''Sana bunları neden anlatığımı bilmiyorum ama, sakın kimseye birşey anlatma.Herkesi özlemeye başlıyorsun sonra..''
 

4 yorum:

  1. bir yerlerde beğen düğmesi aradım bu yazı için. bulamadım. o yüzden yazarak belirtmek istedim derdimi, çok beğendim. zaten içinde holden'ın geçtiği her şeyi beğenirim.

    YanıtlaSil
  2. teşekkür ederim,beğenme butonları fazla kalabalık ettiği için onları kaldırdık:)phobebe'nin yerine geçerek biraz ayıp ettim ama..

    YanıtlaSil
  3. Çavdar tarlasındaki o uçurumdan düşmeseydim keşke, o ördeklerin nereye gittiğini hala daha sorabiliyor olsaydım. yorumunuz ne de güzel, ellerinize sağlık.

    YanıtlaSil