28 Mart 2011 Pazartesi

Küçümen Sendromu

Sabah kalktığınızda yastığınız yüzünden boğulduğunuzu mu zannettiniz ? Geceleri ayağınızı bile kapatmaktan aciz yorgan şu anda 5 kişilik gibi mi geliyor ? Hatta aman Tanrın bu ayakkabılar ne kadar büyük bunlar senin olamaz, ayrıca bu dertler bu tasalar çok kocaman senin için fazla değil mi ? O zaman küçümen sendromuna hoşgeldiniz.

    Tıp literatürüne son katkım olan bu sendromla Nobel alırmıyım bilmem. Adındaki sevimliliğe aldanmayın üç kere arka arkaya söylendiğinde iticiliğini farkedeceksiniz. Hem zaten Nobel almak isteyen kim, ben nefes almak istiyorum. Suni tenefüste fena olmazdı hani taze soğan sevmediğime değerdi hiç değilse. Zaten bu nefes alamama olayı her sendromun ortak belirtisi, illaki beyine oksijen gitmemesi gerekiyor. Kendi içinizde ürettiğiniz soruların veya sorunların büyüyüp bağımsızlığını kazandığında " boynuz kulağı geçer " tribiyle sizle taşak geçmesi ne kadar tuhaf bi eziklik tahmin bile edemezsiniz. Aslında edersiniz o tribin farkına varabilirseniz. Misal gece yatakta düşünmekten uyuyamadığınız " yaa yeter bi siktirgit " dediğiniz insana ertesi gün beni uyutmadın diye kafa atamazsınız. Fakat boktan bi sebepten trip atabilirsiniz. Yapmadınız mı hiç bunu tabi canım ne alaka.. Her neyse işbu sendrom hükümsüzlüğünde, İstanbul'un yavşak rüzgarında salınan röfleli yapraklar gibi kendimi o kayalık senin bu kaldırım benim vururken biramtrak kafayla bile çekilmiyor hayat. Üstelik benim kadar az sorumluluğu olan bir insana bile o kadar büyük geliyor ki herşey, bu paranoyak beynimi incitip şizofren ruhumu kendi içine kaçırıyor. Normal bir insan olduğum üzerine bin defa yemin edebilirim aslında ama hangi insan tipinin normal olduğu kanısında genel bir yargı yok üzgünüm. Sonuç olarak cahildim Apranax'ın rengine kandım, Pasifloraya aldandım boşuna yandım...

    Bu yazıyı bi sonuca bağlamayı çok isterdim aslında ama hala küçümen sendromuyla sevişen bi adam olarak sonunun ne olacağını bilmiyorum. Hem Jim ' in de dediği gibi " Sonunu düşünen kahraman olamaz". Freud alıntısı yapmayı çok isterdim ama yapamıyorum ne yazık ki. Beni bu sendromdan çıkarabilecek bi beyaz atlı PRENSES bekliyorum, çünkü ben sendromluyken at kullanmıyorum. Sevgiler, saygılar, sorgular, döngüler, olgular, korkular...


  
NOT : Prenses' in büyük harfle yazılmasının altındaki tek sebep okuyan ebelek arkadaşların prens diye okuyup taşak geçmemesidir.

NOT 2 : Suni tenefüs, beyaz atlı prenses falan dedim aklıma Axe reklamı geldi. Bende parfüm sıkarken gökten hatun yağsa ya, sonra bana Haydar düşse, bak hayal bile kuramıyorum ya siktir git küçümen...
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder