31 Mart 2011 Perşembe

Hatalıysam boşkoy

     Çocukluğumda içimden tuttuğum sayıları kusasım geliyor artık. Sendromlar üstüne yemin ederim ki ( Bu ara blogca sendroma takmış durumdayız ) ben aslında uslu bi çocuktum küçükken hep tahrik edici unsurlara kapıldım. Üstüne bide bahar zengin dul kadınlar gibi bir gözüyle ağlayıp bir gözünü kırpıyor. Psikolojimin kösteğe ihtiyacı var. Tamam itiraf ediyorum bahardan korkuyorum. Çünkü bu mevsimler benim hataya meyilli olduğum zamanlar, hatalarımın yılbaşı yaklaştıkça içimdeki çamlar bir türlü bardak olmuyor işte.
   

   Hata yapmak bir sorun mu yoksa hayata dair bi sorumluluk mu ? Hata yapmadan insan olabilmek mümkün değil, ders almak hata yapmak tekrar ders almak tekrar hata yapmak..Bana soracaksanız bu keyifli birşey, yaşadığımı hissettiriyor hatta en çok kullandığım cümlelerden biri " hssktir yine aynısını yaptım ". Misal 5 dakika önce klavyeye çay döktüm, elli kere söylememe rağmen kendi kendime " oğlum elinde çay varken sandalyeyi geriye yaslama yapamıyosun işte " diye yine yaptım yine döktüm sanırım bikaç gün sonra yine yapacağım yine dökeceğim. Bu embesil ve basit örneğe aldanmayın salak değilim aslında, bahsettiğim hatalarda bu kadar basit değil ama ders almamak arsızlık mı yoksa insanın doğasında mı var onu bilmek istiyorum. Hata nedir aslında işin anahtarı sanırım o, alışkanlıklardan kaynaklanan yanlışlıklar mı benim çay ve sandalye olayım gibi, başkalarının bizi sürüklediği hadiseler mi eski sevgilinizin dandik bi adam veya hatun çıkması gibi ( eski sevgiliye hata diyen bir milletiz sonuçta ) , içimizdeki "ben" ile dışardan görünen "ben" 'in çakışma noktaları mı ? İnsanlık hali diye birşey var sonuçta, hata bu liste başı olması gereken bi melodi. Tırt sesler, yanlış nota basma zımbırtıları, arabesk sevene rock dinletmeye çalışmak bu hayatın bi tınısı yok mu yani. Şahsen bir daha yapmam aynısını diyebilecek bir irade tanımıyorum ben, ders almamak sorun değil asıl sorun ders aldığını zannetmek. Aynı ya da yaklaşık hataları bilmeden yapmak anlayacağım diye aynı kitabı tersten okumaktan farksız. Eskilerle şimdikileri kıyaslayınca farkediyorum hatalarımın aynı ama zamanların, mekanların, insanların farklı olduğunu. Önceden söylediğim gibi sonuçta 3 - 5 aynı insanlarız, ortak yargılarımız, ortak yadırgadıklarımız, ortak vicdanımız vesaire. Benim yaptığım hatayı seninde yapmış olma ihtimalin çok yüksek okuyucu. O zaman asıl soruma geleceğim, neden ben hata yapınca bana boka konmuş sinek gibi bakıyorsun ?

    Belli bir sistem üzerinde yürüyen ve bizimde S - S kuralına göre uymak zorunda olduğumuz dünyada eğer hata yapmak insanlığın asli görevlerinden olduğunu kabul ediyorsak neden hata yapanlara şappalak atma hissine engel olamıyoruz. Yaptığım hataları benden önce bi milyon kişi yaptığı ve olumsuz sonuçlandığı için bunların hata olduğunu kavradık. Kaldı ki hata denen aşifte tek hücreli kalmaya mahkum zamana göre değişen götlek birşey. Deli oluyorum yaptığım hataların bahsi geçince etrafımdaki insanların gözlerini kısıp " gerizekalı lan bu, mal tam bir mal, aklını sıksam iki gram su akmaz bundan " bakışlarına. Galata kulesine çıkıp " ulan hepiniz Peygambersiniz de bi beni mi sınıyosunuz " diye bağırmamak için kendimi zor tutuyorum. Hele bikaç sene önce yaptıklarım hala önüme sürülünce al buna konuş diyip kafatasımı masanın üzerine koyasım geliyor. Hepimiz naylondan ölümlülersek, yapmayın abi bakmayın öyle hata yapanlara. Biliyorum sende yaptın aynısını benden önce yoksa nerde bilebilirsin bunun hata olduğunu. Hata yapmak güzeldir aslında eğlencelidir hatta ( suç işlemekten bahsetmiyorum tabiki ), kelimeleri tersten okumanın manası yok, kaldı ki benim adım tersten çok manasız zaten..

Not : Yapmayın arkadaş eski sevgiliye hata demeyin, o en fazla üretim hatası olabilir o da sizin sorumluluğunuz değil, anaya babaya saygı ...
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder