13 Nisan 2011 Çarşamba

Aş(k)tım Kendimi


    9 Mart
    Bugün ne oldu biliyor musun ? Göz göze geldik, başka yerlerdeydik ama göz göze geldik. O başkasıydı, ben başkası. O başkasına bakıyordu ben başkasına ama göz göze geldik.

    11 Mart
    ... Sonradan geldi, hayatıma sonradan geldiği gibi ama bu geç kalmışlık değil, sonradan gelmenin bilgeliğiyle geldi. Heyecanlandım görünce, ilginç bi duyguymuş bu, o gelmeden önce bütün heyecansızlığıma inat içime bir dinin ibadete daveti gibi düştü...

    17 Mart
    Sesi tenime çarptığında anladım artık çok zor, işte oradaydı. Damarlarımın içinde, saçlarımın dibinde, gidemediğim heryerdeydi. Adımı söylediğinde başka biriydim, ondan cevap veremedim dilimin tutulduğundan değil, dilimin tutulma yaşı geçti artık. Peki hangi yaşın gözü bu ? Başkası olarak baktım tekrar ona, başkası olsam yine böyle olurdum, anladım.

    28 Mart
    Uykumu telefon böldü, telefonumu o. Arayan değildi, aranandı, sanki ömrüm boyunca aramıştım. Her gördüğümü o zannetmek, sevdiği şarkıyı sevmek, oturduğu banka tekrar gidip oturmak. Nasıl bir manyaklık haliydi dısardan bilmiyorum ama içerden adı başka. Adı hep başka birşey olup vuruyor ama acıtmıyor..

    2 Nisan   
    Çok çabuk mu tüketiyoruz, korkuyorum. Şimdiye kadar hep tek olduğumu zannederdim, korkuyorum. Alışmıştım tek başıma herşeyime, şimdi ne olacak, bana benzeme ihtimalinden korkuyorum. Sustuğumda anlamasından korkuyorum. Ben dürüst olayım, sen giyotin. Öpmeden önce öldür beni, öpersen vazgeçebilirim..

    11 Nisan
    ...Giderken yakalayamadım kolundan, dersine çalışmamış bi öğrencisini azarlayan öğretmen gibi baktı gözlerimin içine ve gitti. Haklıydı çalışmamıştım ve haklı olmasına da kızmadım işe bak. Kalıplara koyamıyorum çünkü bir türlü bu şeyi, bi yanım buz gibi bir yanım cehennem. Adını söylediğimde anlar diye çekiniyorum, şiddetini vücudumdaki yankılanmasının. Herşey birbirine karışıyor, o bile kendisine benzemiyor artık, bir sürü adı var hangisiyle sesleneceğim diye düşünmekten hiçbirşey söyleyemiyorum...

    17 Nisan
    Büyüyor parklar, bahçeler, evler, sokakların sonu yok. O yürüdükçe büyüyor, o kadar küçülüyorum ki bazen beni annem gibi sevsin istiyorum.  Şiirler, şarkılar küçülüyor söyleyecek başka birşey bulamıyorum. Kendim olmak zor geliyor artık giderek ona benziyorum..

    24 Nisan
    Konuşmuyoruz, öyle suskun oturmak değil. Küs değiliz küsemeyiz ama konuşmuyoruz. Özlemek garip bir duyguymuş şimdi anlıyorum kimseyi özlemediğimi, özlenecek kimse olmadığından değil, özleyecek kadar uzak kalmadığımdan. Fakat özlüyorum işte, anlıyorum yavaş yavaş. Önceki beni kıskanıyor şimdiki ben, kendimle savaşıyorum..

    5 Mayıs
    Gitti, gerçekten gitti. Başarılar dedi sanki umrumdaymış gibi, büyük bir savaşı kaybetmiş kumandan gibi kendi kılıcıma yaslandım ama başarılar dedi. Gitti, içimdeki bütün din adamlarını asarak kaburgalarıma, inançlarımın hepsini yakarak. Dur dedim, söyleyemediklerimi söyleyecektim. Yahuda'nın ölmesini beklemeyen İsa'nın göğe yükselmesi gibi gitti. Kulağında kulaklıkları, içimdeki şarkıyı, hiningayı çalıp gitti.


    1 Haziran

...ellerin diyorum
dokunursa tenime,
aşk ile aramdaki kutsal topraklarda
iç savaş çıkar,
aşağı yukarı, ciğeri beş para etmez bir ölümlüysem
ve herşey naylondansa hakaten
anlamı yok
bir kadını kırk kere öpmenin
dudağındaki mucizevi uçuktan..


* Tarih önemli değil mevzu platonik bi mevzudur. Aslında bütün olan biten arkadaş ortamında, cafede ya da ders çalışırken gerçekleşmiştir. Kısaca platonik olmak tuhafıt. Ne kadar şanslıyım ki artık geçti platonik hallerim , ya da şanssızım, bilmiyorum..


* Hininga'nın videosunu bulamadım, Mercan Dede - Hininga
 

4 yorum:

  1. platonik asktan kurtulmak gercekten de sans, sanssizlik sayacak bir durum yok ortada. 'askin en yalin, en saf hali' diye avutur insanlar kendilerini, karsilikli askin guzelligini yasamamislar, teselli ederler kendilerini.
    ama bir an gelir sirf biseyler hissetmek icin, duygularin oldugunu hatirlamak icin 'platonik de olsa yasiyim' dersin.
    ama diyorum bir yandan da boyle guzel seyler yazdirabiliyorsa platonik ask, o kadar da kotu bisey olmasa gerek.

    YanıtlaSil
  2. Delirmiş bi adamın hikayesine o kadar da kötü değil dediğin için tebrik ederim :))Şaka bi tarafa beğendiysen mutlu olurum. Gerçi aşk zımbırtısının çeşitlilikleri başlı başına bi tartışma konusu zaten ama en basitinden platonik "en yalın hal" olamaz, belki ön hazırlık dediğin gibi.

    YanıtlaSil
  3. Tuhaf olmakta platonik midir .) Tarif edemediğimiz bişeye aslında tuhaf demek pek içime sinmiyor ama ona yakın bişeydir kesinlikle

    YanıtlaSil