29 Mayıs 2011 Pazar

Beklenti Gencin Kamçısıdır

        Kaç zamandır kafamı toplayıp düzgün birşeyler yazamıyorum, anlamadım nedendir, geldi yaz ayları gevşer beynimin tüzük ! yaylarından mıdır, yoksa hakikatten kalabalıktan odaklanamıdığımdan mıdır. Sevenlerimi çok bekletmeyeyim şımarıklığını yapmak istiyorum ama Allah'tan sevenim yok çünkü nefret ederim bekletilmekten ve beklemekten. Tamam dürüst olalım genelde yaptığımız şeydir birilerini beklemek ya da bekletmek, oyalanmak, sallamak vesaire. Benim bahsettiğim elde olmayan, dış etkenlerden kaynaklı beklemek fiilleri. Birisinin sizi sevmesini beklemek, birisi tarafından sizin sevme beklentiniz, şukela gelecek beklemek, sorumluluk almanız gerektiği beklentisi ve bi sürü buna benzer şey kişide mide ağrısı yapan hiçbir ilaçla geçmeyen hatta yer yer kusma ve baş dönmesi eğilimi gösteren dramatik durumdur.


    Şu bahsettiğim fiili durumda ki insanları tanırsınız hemen , ya kendi kendine kaldığı her an kafası lüleburgaz gezerler ya da dünyanın dönüş ritmine ayak uyduramayan off ve pofflar çıkarırlar ki bu sesler aymaz insanlar tarafından anlaşılmaz hatta ritim bozukluğu mu var lan sende tepkilerine yol açar. Hassiktir diye okkalı bi akustik tokat ( bknz. Şaplak ) yerleştiresin gelir ağzının ortasına bu lafı söyleyenin bilirim o duyguyu. Her neyse konumuza dönelim, beklentiler ve beklemelerin mantığı aslında piknik yaparken o şirin psikolojinin içinde kolunuzda gezinen ufak karıncaya aldımayıp o kolunuzun yarısını koparır gibi ısırınca erkekler için Layynn !! kızlar için Ayyy ( kafası karışıklar için ikiside olabilir ) tepkisidir. Beklentiler ne kadar uzak olursa o kadar masumdur, güneşliği aralayıp pencerenden baktığın zaman ufukta sadece gözünü alan güneşi görürsün, duvarı görmen güneşin batması gerekmektedir. Hatta basittir çünkü beklentiler hayal kurmakla başlar ve hayallerle rüyalar aynı kumaştan dikilmiş giysilerdir, sadece aralarında uyku denen şeffaf perde vardır. Rüya görmek hayal etmek güzeldir bir de hayal ettiğin şeyi rüyanda görüyorsan tadından yenmez ama bir basamak üstüne çıkarsan yani beklenti seviyesinde ağırlık çöker, ne hayalin tadı kalır ne onu rüyanda görünce adı rüya olur, hepsi kabus oluverir çıkar işte. Benim yazdıklarımı okuyanlar bu ödün verme konusunda ne kadar takıntılı olduğumu farketmiştir sanırım ama ne kadar zararlı olduğunu da bilmeyen yoktur, heh tam şu an bana hak verdiğine göre şunu söyleyebilirim, beklentiler de insanların kendilerinden ödün vermesine sebep olur.

  
         Tabi bahsettiğim şey illa iyi olacak değil kötü şeyler beklemeye daha alışkınız üstelik. Geleceğimiz hakkında beklentilerimiz iyi iken yakın tarih hakkında beklentilerimiz hep kötüdür bu ne yaman çelişkidir anlamış değilim hatta insanı anlaşılmaz yapan noktalardan biri bu olabilir. Lise zamanında sınavdan kötü not alacağım diye gece uyuyamayan vardır illa ki aramızda, kendimden biliyorum gerçi benim uykumun kaçma sebebi "babam ağzıma sıçacak" tı ya da yaptığımız mükemmel ! plana rağmen "ulan herşey boka saracak kesin ya" diye kabuslara "gelin bu gece müsaitim" enerjisi göndermek kırılma anlarımızın kaçınılmaz ekürisidir. Üstüne üstlük birkaç dakika, birkaç saat, birkaç yıl içindeki beklentileri de gözümüzde büyütmek gibi bir alışkanlığımız olunca işler cidden giderek elm sokağında kabus tadı vermeye başlıyor. Kendi geleceğimiz hakkında ailemizin üzerimize yıktığı sorumluluğu (ki kendi geleceğimizin sorumluluğunu ne diye başkaları üzerimize yıkar ) güzelce helyumla doldurup bir de ucundan özgürlüğümüzün bileğine bağlayıp özgürlüğün uçup gitmesine göz yumarız. Ya şunu kabullenemiyorum açık konuşayım, başarılı olmak için kendinden taviz vermen gerekliymiş, e peki ben kendim olarak değil de taviz vermiş ben olarak yaparsam bu işi kim başarmış olacak ? Ben olmayacağım kesin! Özgürlük özgürlük diye bas bas bağırıyorum tamam abartmış olabilirim ama zaten bahsettiğim özgürlük kızlar istediğiyle yatsın erkekler ana baba sözü dinlemesin kendi kararlarını versin vursun kapıyı çıksın değil beni yanlış tanımayın ( burada kibar bir gülümseme olmalı ) . Tabi ki sorumluluklarımız var, olmaya devam edecek ama zaten insan olma işi bizatihi sorumluluğun kendisidir, insan olmanın gereklerini yerine getirdikten sonra sıkıntı yok, ne bileyim hayvanları korumak, insanlara hal hatır sormak, sevgi- saygı vesaire işte ( Sistemin dayatmalarından kaynaklanan S-S kurallarını S geçiyorum ) . Her neyse çok uzatmayayım beklentileri ve bekleyenleri olan insanlar olarak umarım gece karanlıkta uçan kelebekler gibi devam ederiz, ata denk gelmemiş şanslı kelebeklerden. Ben de beklentilerimi çok bekletmeyeyim, kalın sağlıcakla !

    
 

3 yorum:

  1. yeni blogdaşlarımı mimliyorum..sende varsın...uğrar mısın? ;)

    YanıtlaSil
  2. kime geldiği konusunda kararsız kaldığımız bu mimi kim olduğu belli olmayan bir şekilde cevaplamaya çalışacağız.başarılar bize:)

    YanıtlaSil
  3. ne farkederki kim varsa kendi üstüne alınsın önemli olan blogların birbiriyle iletişimi siz yeni blogdaşım olarak listemde yer aldınız..:) sevgiyle,kolay gelsin..:))

    YanıtlaSil