14 Eylül 2011 Çarşamba

Ve Perde...

Bazı insanları seversiniz.Bazı insanları sırf sizi güzel terkettiği için seversiniz.Bazı insanları sırf sizi bir daha terkedemeyecek diye seversiniz.
Herkesin kendi çapında rol yaptığı şu hayatta sanırım en tiyatral anlar terkedilme anlarıdır.İşiniz için bir görüşmeye gittiğinizde repliklerinizi ezberlersiniz,yalan söylemeniz gerektiğinde söylemeniz gereken yalanları ezberlersiniz,dersinizle ilgili bir durumda söylemeniz gerekenleri ezberlersiniz,şarkı söylediğiniz bir anda sözleri zaten ezberlemişsinizdir.Terkedilme anları hariç hayattaki her an sinematiktir.Bir filmi izlediğinizde bilirsiniz ki her sahne çekimi defalarca tekrarlanmıştır ve tekrarlanan her sahnede duygular gitgide azalmıştır.Yönetmenin:




-Kestik! Harikaydınız ;şahane oldu bu sahne dediği an; oyuncuların yüzlerinde duyguların tümüyle yitip bittiği anı görürsünüz çünkü herşey şablonuna uygun gerçekleşmiştir.


Beyoğlu'nun herhangi ılık gecesinde,gecenin geç ve yıldızsız bir saatinde,birbiri içine geçmiş binaların arasında esaslı bir terkedilme anında bildiğiniz herşeyi unutmuşsunuzdur oysaki.Ne söyliyeceğinizi bilseniz bile, duygularınız sizi doğaçlama yoluna itmiştir.Çatılarda tek amacı uçmak olan Martı Jonathanlar,çöplerde tek derdi karınlarını doyurmak olan kediler ve köpekler;tüm amaçlarını bi kenara bırakıp biraz sonra gerçekleşcek en içten anları izlemeye koyulurlar.Bir tekrar sahnesi daha yoktur sinema gibi,bu yüzdendir tiyatrallığı.İşte o anda oyuncular en iyi performanslarını göstermek zorundadırlar.Aslında zorunda değillerdir ama nedense hep öyle olur.
-Tek tük kelimeler sokakta yankılanırken,sarhoşlar kaldırım kenarında,insanlar sıcak yataklarında çoktan uykularına dalmıştır.
Kimse duymaz herhangi bir cümleyi ama havadaki huzursuzluk ortamı herkesin yatağında sağa sola dönmesine yol açar.
-Olmicak galiba,sebebini bilmiyorum...
Cümlesi sonrası, şayet biliyorsanız an'ı anlatan dizeler gelir akılınıza;


Havada konuşmamanın,görmemenin kahrolası hüznü...


Görmemek,karanlıktan değil,bakamamaktandır.
Bu bitiş cümlesi;çok bilindik olan; prensesin kurbağayı öpmesiyle prense dönüştürmesi masalının aksine;prensin anında ''Fil Adam''a dönüşmesiyle devam eder.
Oyuna yakışır bir vedalaşma olur ve hiçkimse alkışlamaz.İnandırıcılığı burdandır.Martılar,kediler ve köpekler ve geri kalan herşey amacına geri döner.Belki biryerlerde tanrı da oyununuzu izler ve
-Harikaydınız çocuklar!Şahane oldu bu sahne dediği an aslında duyguların tekrar başladığı an olur.

Siz yürürsünüz epeyce.Düşünürsünüz,her anı her cümleyi tekrar,geri gider farklı cümleler söylersiniz zihninizde.Daha iyi oynamak istersiniz ama tiyatrallığını kaybeder,sinematikleşir herşey zihninizde.Sonra uyuyakalırsınız.Uyanırsınız.İştahınız yoktur.İçinize birşeyler oturmuştur çoktan.Ve anlarsınız ki;öğrenmek büyümek gibi zamanla gerçekleşen bir olgu değildir,bir uyku anına sığabilcek kadar kısa,bir cümleyle ifade edilebilecek kadar kolay ama bir anda gerçekleşen bir olgu...
Not:Bu bir bunalım yazısı değildir.Diyeceğim o ki;terkedilme-terketme anlarının tadını çıkarın.














 

13 yorum:

  1. Yine çok güzel yazmışsın, okurken boğazım düğümlendi. sen bunalım yazısı olarak yazmadın belki ama ben bunalıma girdim :D şaka şaka ayrıca Supertramp? into the wild? :D

    YanıtlaSil
  2. @diplomalı bakkal,ne desem bilemedim.

    @Luna;
    beni niye deşifre ediyosun:p Evet,Supertramp-into the wild'dan bildiğimiz McCandless'ın takma adı:) Ama böyle bir müzik grubu da var 70-80 lere ait olması lazım.Severim kendilerini:D Ama benim kullanmak istediğim Into the wild'daki Supertramp.
    Yazı hakkında boğazın düğümlenmesin,herşey son cümlede aslında;keyfini çıkarın.Bu kadar da mazoşistim:D

    Fil Adam'ları sevin onları koruyun.

    YanıtlaSil
  3. Dokandı yazın.. O yüzden..

    YanıtlaSil
  4. Öğrenmek; büyümek gibi zamanla gerçekleşen bir olgu değil cidden. Büyümek bir zorunsallık olduğu halde, öğrenmek öyle değil. Öğremdikçe büyüyebilirsin ama ne yazık büyüdükçe öğrenemeyebilirsin.

    "Rüya Bilmecesi"nde Stephanie demişti ya; "rastlantısallığı elde etmek zordur. Eğer dikkat etmezsen, düzen yeniden gelir." Öğrenmek de; ayrılık sahnesinin repliklerine ziftli mizah bulaştırmanın ilmi de hep aynı düzen içinde gelir öğretir kendini.

    Hoş bir yazı, ellerinize sağlık.

    YanıtlaSil
  5. teşekkürler nomen bu güzel yorum için:)

    rüya bilmecesi diyince benim için akan sular duruyor.Replikleriyle,konusuyla çok sevdiğim filmdir ama yazdığın repliği es geçmişim.Dikkat etsek de rastlantısallğı elde etmek zor sanki,düzen insanlarıyız biz ne de olsa.

    YanıtlaSil
  6. Doğum günümde yazmışsın bu yazıyı en çok ona duygulandım.niyeyse bilmiyorum :S hiç büyümesek

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. o zaman iyi ki doğum gününde okumamışsın:) keşke büyümesek benim de temennim o:)

      Sil
  7. ayrıca şunu da belirtmeden geçemiycem sen bana bu şarkıyı hatırattın ya dünkü berbat halimin sorumlularından biri de sensin işte. neyseki bugün sakinledim oh. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yazıyı ilk yazdığımda Nick Cave-Pj.Harvey'in Henry Lee şarkısı vardı,1-2 ay sonra bu şarkı daha iyi oturuyor diye değiştirmiştim:)
      Evet sen sakinleşene kadar ortalarda görünmedim zaten:)

      Sil
  8. Çok iyi etmişşin :)) hem değiştirmekle hem de bana deliliğimi örtpas edecek zamanı vermekle ;)

    YanıtlaSil