7 Eylül 2011 Çarşamba

Tavsiye Koleksiyoncusu

* Yazarken bu şarkıyı dinledim buyrun siz de dinleyin belki işe yarar

    Ertesi akşam, hatta gün bitmek üzereydi sanırım ve yine sanırım bi mahalle arasında karşılaşılabilecek en güzel manzaralardan birine sahip olduğumuzdan neden bira içtiğimizi belli bir müddet sonra unutup sadece bira içiyorduk. Kapak sesleri, şişe sesleri, korna sesleri, belli belirsiz saçma sapan radyolar arası seyahat ve arada çıkan karıncalı görüntünün ses hali. Fıçı biraya daha alışamamıştım, ağzımdaki tadın iyi mi kötü mü olduğuna karar vermeye çalışıyordum ki o kadar ses saçmalığının arasından hiç olmayacak bi ses yükseldi. Hiç sırası değildi ama arkadaşım " benden sana tavsiye " diye başlamıştı cümleye.



    Önceki gün kuzenimin düğününde arkadaşlarım ve akrabalarımla bi arada olmanın verdiği bok gibi ama güzel enerjiyle etrafıma aptal gülümsememi dağıtırken çok önemli bir detayı atlamıştım, aile büyüklerimizden biri. Bu pek saygıdeğer aile büyüğümüz etrafına hayat tecrübelerini iletmeyi pek sever hatta bokunu çıkarır "sen dur ben yaşayayım da ziyan olmasın" diyecek kıvama gelir. Herneyse, göz göze geldiğimizde el hareketiyle beni çağırmamış olabileceğini, benim yorgunluktan hayal gördüğümü düşünüp gülümsemeye devam ettim taa ki kuzenim "seni çağırıyo" adlı nükleer bombayı kucağıma koyana kadar.

- Aaa ya beni çağırmışsın görmedim valla kusura bakma.

- Gel gel otur. Nasılsın , neler yapıyorsun, nasıl gidiyor hayat ?

- Güzel bi sorunum yok hayatla. İş konusu problem sadece, bi iş bulabilsem daha güzel olacak.

- Bak iş bulmak öyle kolay değil, hem kriz bahanesiyle iyice zorlaştı. Geçenlerde ben de iş adamları derneğinin yemeğindeydim..

- Hadi ya ne güzel, neyse ya uzun uzun konuşuruz bir ara arkadaşlarımı yalnız bırakmayayım ben.

- Tamam ama sana bir tavsiye ailemizi utandıracak bir iş yapma.

- !!!!

    Arkadaşlarımın yanına gittiğimde sinirden mi yoksa cidden tavsiyenin saçmalığından mı karar veremediğim bi sebepten daha aptalca gülüyordum artık. Bi sınırı olmalıydı tavsiyeninde, mesela her önüne gelen tavsiye yapmasındı ya da aylık tavsiye limitleri olsundu, ne olursa olsun bu kadarı da yavşaklıktı. Zaten bilmem kaç yaşından beri büyükler tavsiye vere vere beni bir meslek sahibi yapmışlardı, ben tavsiye koleksiyoncusuydum..

    Ufak yaştan beri tavsiyelerle büyüdüm, hatta tavsiye üzerine büyüdüm diyebilirim pekte niyetim yoktu halimden memnundum. Ben senin yerinde olsam çok kola içmem miden delinir, senin yerinde olsam merdivenlerden teker teker inerim, yerinde olsam o çocuğa karışmam, yerinde olsam o kıza bakmam... İşte bu yerimde olmak isteyenler nedeniyle kendi yerimde olmakta zorlandım hep, ne bok vardı benim yerimde bi anlam veremedim. He bir de aileden gelenler var tabi, yerinde olsam doktor olurum, memur ol memur devlete daya sırtını, alttan ders bırakma bence, sen o işi yapamazsın bu işe başvur vs vs... Alnımda mı yazıyor tavsiyeleriniz alınır diye bilmiyorum ama herkes bi şekilde hayatımı düzene sokmak için sürekli bişeyler söylüyor hatta utanmadan bunları söylerken bir de lafla peynir gemisi yürümez diyordu. Üç hassiktir bi pişmanlığı götürse çok güzel olurdu ama götürmüyordu işte illaki ben de hata yaptım pişman oldum ve tekrar yapacaktım. İşte sırf o yüzden o akşam arkadaşıma cevap vermedim sadece baktım ne dediğini önemsemeden, birine tavsiye vermek haz verici birşey mi diye merak ettiğimden sırf.

    Neyse çok uzattım, eleştrilere açığım tabiki hatta aklı selim eleştrilere açım ama tavsiye küçük görücü bir hareket gibi gelir bana. Karşımdaki insanın acıyan gözlerle ya da ağzını yüzünü bükerek "gel bana kafa at" ı " ya ben senin yerinde olsam" diye mecazi bir anlamda söylemesi sinirimi bozdu hep. Bu sanki gençken çok tavsiye alıp uyuz olan insanların bizden intikam alma şekli gibi. Belki de küçükken bakkalın " o yumurtaları kese kağıdına koyayım " tavsiyesini dinlemeyip yer çekimine meydan okurcasına boyum kadar poşetlerde taşımaya çalıştığım ve haliyle sağa sola ya da merdivene çarpıp kırılan yumurtaların lanetidir bu...

Not : Bi de "benim çocuk şöyle böyle " muhabbetleri var ki ebeveynlerin, hatta onu bi ara yazalım ya güzelmiş..
 

4 yorum:

  1. Çok isabetli bir başlık!

    Bazı insanların şu daimi yersiz-yurtsuzluğuna sebep ararken; "İşte bu yerimde olmak isteyenler nedeniyle kendi yerimde olmakta zorlandım hep" cümlenizi okudum.
    Demek durum şuydu; yerimiz dar, lakin konaklama heveslisi çoktur.

    Ellerinize sağlık; gülümseyerek okudum.

    YanıtlaSil
  2. Beğendiğine sevindim. Evet süper tespit durum oydu ki malesef hala durum aynı. Zaten bana göre yersiz-yurtsuzluk " yer olmadıgından " değil, " yer zaptedildiğinden " olur..

    YanıtlaSil
  3. Özdemir Asaf demiş ya;

    Nasihat; zamanında taze yenmemiş bir ekmeği, başkasına bayat yedirme denemesidir.

    güzel demiş:)

    YanıtlaSil
  4. Bu cümleyi önceden söyleseydin hiç bu kadar yazmama gerek kalmazdı .))

    YanıtlaSil