1 Haziran 2011 Çarşamba

Mim : Dr. Brown, ben ve tabiki DeLorean

 crazywomenrosemary tarafından mimlenmişiz, bilinçli toplum insanı olarak sorumluluğu üstlendim. Biraz geç oldu ama idare et blogdaş ayrıca teşekkür ederiz :) Gelelim bünyemizde nörolojik reaksiyonlar yaratan, sadece çocukluğumuzun gibi görünse de sadece şimdi itiraf etmeye çekindiğimiz hayalimiz, konumuza..


**Konu: Zamanda yolculuk,nerede kim,kiminle olmak yada ne yapmak
isterdiniz?

    Çocukluğumun en hayalcambaz noktasıydı bu zamanda yolculuk işleri, birisine kızdığımda, bir hata yaptığımda, Fenerbahçe yenildiğinde.. Fenerbahçe'nin yenilmesine müdahale edemezdim belki ama sonucu bilir hayal kırıklığına uğrayıp üzülmezdim, ama madem konumuz " kim ve ne " kendi fantazilerimle konuyu dağıtmayayım.


Yol arkadaşım Dr. Emmet Brown


    İlk işim DeLorean' ın kapılarını açıp telaşla bana seslenen Dr. Emmet Brown' a tarihi söylemek olurdu. Arkamızda tekerlek izleri bırakarak inerdik şehir merkezinin biraz uzağında olan ahıra. Üstümüze şartlara uygun giysiler bulduktan sonra şehir merkezine doğru sağdan soldan hedefim hakkında bilgileri öğrenerek , zaten nerede olabileceğini tahmin ettiğim yere, ulaşmak için yola koyulurduk.Globe tiyatrosunun önüne geldiğimiz zaman, belki biraz saygısızca ama ikna edici bir şekilde " yapma " derdim. " Bu yaptığın sana asla yakışmayacak, insanların şu anda ne düşündüğü umrumda değil ama gözlerini aç ve geleceğe bak. Yapma! "
Doktorun şaşkın bakışları arasında hedefimi ikna ettiğime emin olup yeni bir seyahat için yola koyulurdum.1599 ' u silip 2011 yaz doktor, nereye mi ? Tabiki geleceğe, Hamlet' i yazmaya..

DeLorean - Bizi tercih ettiğiniz için teşekkür ederiz


    Belki DeLorean ' a biraz fazla plütonyum yolumuzu uzatabilirdik. O koca surlarla çevrili şehrin kapısından girerken Ohaaa diye bağırmamak için dişlerimi sıkarken bulabilirdim kendimi muhtemelen. Bu sefer doktor olmadan ulaşmaya çalışırdım hedefime, çünkü doktorun kıskanç bakışlarını üzerimde hissetmek istemiyorum. Hep merak etmişimdir bu kafa ne kafası diye, sanırım onu sormakla başlardım konuşmaya halihazırda kafasını kağıtlara gömmüş ilginç adama. Nedense kafamda hep biraz huysuz ama konu kendi işleri olduğunda iştahla anlatan bir insan olarak canlandığından lafı uzatmadan işleri hakkında konuşmaya başlardım. Hatta elimden geldiği kadar ısrarcı olurdum şu köprü projesini hayata geçirmesi için, İstanbul'un ortasında yükselen bir Leonardo da Vinci köprüsü..

85'den beri ne gelişmiş teknoloji. Bu kaldı mı ya bu nedir yazar kasa gibi


    Tamam son olarak insanlığa faydası olan bir iş yapmak isterdim, çok bencil olduğumu farkettim. Bu sefer gideceğimiz yer belli, Londra 1874 St Mary hastanesi 2. kat. Alder Wright zibidisi henüz karışımları birleştirmemişken hışımla içeri girip ağzını yüzünü kırmaya. Ağrı kesici bulmak için uğraşan bir bilimadamını dövmek ne kadar etik bilmiyorum ama daha ikna edici bir yöntem bulamadım. Her ne kadar Wright bu bütün deneyleri bilim adına, masumca ve eroini bulduğunu farketmeden yapıyor olsa da, bana hak verirdi sanırım eğer bilseydi buluşu yüzünden 250 yıl boyunca sadece 1000 kişi ölüm döşeğinde olacak üstelik bu sayı sadece aynı hastanenin 2. katında yatanlar... 

Mime geç cevap verdiğim için mimleyecek kimse kalmadı kusura bakmayın artık.. Sağlıcakla..
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder