15 Haziran 2011 Çarşamba

Freud Freddy'e Karşı

Bazı rüyalar anlam taşır.Bazıları eğlenceli,bazıları sıradışı,bazıları ürkütücüdür.Benim rüyalarıma yapıştıracağım en doğru tabir ise ''saçma'' olurdu.Rüyalarımda anlam aramayı bırakalı uzun zaman oluyor ama bazen de merak ediyorum gördüğüm şeyin anlamını.Mesela geçen sabah çocukluğumun geçtiği tarlada mısır toplarken gördüm kendimi.Mısırın tüm hallerini yazmışlardı rüya tabirlerinde.Şöyleki rüyamda gördüğüm mısırın şekline göre ;genç yaşta yapı işlerinde başarılı olucak,elime geçen parayı çabuk harcıyacak,bir hastalığa yakalanıp yoksulluğa düşecek ve mutlu olacakmışım.Bi an heyecanlandım mesleğimle ilgili bir yorum olcak diye ama kafam biraz karıştı açıkçası.Yine dün sabah adımın yazılı olduğu bir liste gördüm.Listede herkesin adının karşısında *sayısal yöntemler sınavından aldığı notlar yazarken benim adımın karşısında ne yazsa beğenirsiniz .GÖÇEBE !.Evet tam bu kelime yazıyordu gelin de anlam arayın.Neyse lafı fazla uzatmadan 18 mayıs 2010 tarihli bir rüyamı anlatıcam,deftere yazmıştım..


Mahalleden 5 arkadaşım aynı zamanda çocukluk arkadaşlarımla uzaya gitmişiz.Nasıl gittik hangi gezegene gittik bilmiyorum ama ordaydık.Ben şaşkınlık içinde  hemen taşına toprağına  dokunup incelemeye başlıyorum.Arkadaşlarım da geçmişler az ötede fotoğraf falan çekiliyolar. Beni de çağırıyolar hadi oğlum gidecez gelsene diye.Ben hala hayretler içindeyim tabi mükemmel bi an ! Sonra kafamı kaldırıyorum etrafıma bakınca bizimkilerin olmadığını fark ediyorum.Ortalıkta garip tipler var hemen onlara soruyorum arkadaşlarım nerde diye,onlar da bizimkilerin taksiye binip gittiğini söylüyolarlar.Diyorum ben napcam burda yalnız başıma, taksiye binip gideyim onların yanına.Bana birisi şey diyo, -burda taksiyi çağırırsın ve 20 saat sonra gelir yani bu günü burda geçirmen lazım ! Yapcak bişeyim kalmıyor kale gibi bi yerde uzaylının birinin yanında kalıyorum o gün.Bişeylerden konuşuyoruz ama hatırlamıyorum ne konuştuğumuzu.Sonra taksi geliyor ve biniyorum.Orda gezegenler arası ulaşım uçan taksiyle sağlanıyor.Neyse o sırada taksici bana '-nereye gitceksin diye soruyor.Ben bilmiyorum tabi cevabı düşünüyorum. Taksici o anda bana dönüp -unutma nereye gideceğini unutursan sonsuza kadar hiçbiryere gidersin.Uzay boşluğunda söylencek en anlamlı cümle olsa gerek.Neyse gezegenin birine gidiyorum,bi dağın tepesindeyim şimdi.Etrafta hiçkimse yok ama bunu umursamıyorum hatta hoşuma gidiyor özgür olmak hissi.Tüm gezegen bana aitmiş gibi.Güneşin doğuşunu o kadar yakından izliyorum ki güneş ışığı nerdeyse uykumu bölüp rüyamı yarım bırakırcasına...Toprak yola uzanıyorum,toprağı hissediyorum,etraf çok aydınlık.Sırtüstü uzanmış gökyüzünü izlerken uyanıyorum.Herşey gerçekti sanki...

Belki de rüyalarımızdaki aradığımız anlamlar nesnelerde değil de kelimelerde veya cümlelerde gizlidir.
Ve türkler uzaya gitse napardı sorusunun cevabı :Fotoğraf çektirip,facebook'a koyarlardı.


Rüya konusunda Stephanie'den farkım yok ya beni en çok bu mutlu ediyor.İşte bu da kanıtı:
Science of sleep filmini de izlemediyseniz izleyin derim pişman olmazsınız.
 

5 yorum:

  1. Ben koyardım facebook'a mesela, valla. Büssürü de like alırdı yani.

    YanıtlaSil
  2. Rüya'ya bak ya çeksen film olur :) Gözümün önünde kare kare canlandı hepsi. Ve rüyanı bende çok sevdim.:)

    YanıtlaSil
  3. Bilirsiniz, rüya analizleri ''pir''i Freud, rüyalardan bir bölümünü bir dilek gerçekleşmesi olarak görür.''Rüya, bir dileğin başka bir kılıkta gerçekleşmesidir'' der. Bazen de rüyasını gördüğümüz şeyler rüyada gerçekleşen düşünsel bir süreci ifade etmemektedirler. İfade edilen süreç kişinin uyanıkken gerçekleştirdiği entelektüel bir aktivitedir. Blog'unuzun adı da göz önünde bulundurulursa, ''göksel'' ve entelektüel aktivitelerinizin bir temsiliyeti olabilir belki rüyanız.
    Ama sahiden, enteresan bir rüya.

    ''Belki de rüyalarımızdaki aradığımız anlamlar nesneler de değil de kelimelerde veya cümlelerde gizlidir'' saptamanıza gelince, tümüyle katılıyorum; hatta bu saptama rüya-dışı alanlarda da pekala geçerli olabilir, kimbilir!

    YanıtlaSil
  4. @serapus
    sadece sen değil herkes koyardı facebook'a fotoğraflarını.Yakın gelecekte o da olur heralde:)

    @missbone
    pek sıradan rüya görmem.hatta geçenlerde yine bir yer görmüştüm heralde ölene kadar o sahneyi unutmam.inanılmaz bir manzara yağlıboya tablosunun içinde olduğunu hayal et,öyle biryerdeydim işte:)bu rüyamı ben de sevmiştim o yüzden hemen yazdım,okudukça hatırlıyorum ayrıntıları hoş oluyor..

    @nomen
    şu an okuduğum kitabın bir paragrafını yazmak istiyorum,şans eseri böyle bir paragraf çıktı karşıma:

    ''Rüyalar oldukça ayrıntılı aynı zamanda çok da güzeldiler.Freud rüya kuramında bu noktayı gözden kaçırmış anlaşılan.Rüya görmek sadece bir iletişim (ya da şifreli iletişim diyelim isterseniz) edimi değildir;aynı zamanda estetik bir etkinlik,bir imgelem oyunu,kendi başına değeri olan bir oyundur.Rüyalarımız bize düş kurmanın-olmayan şeylerin rüyasını görmenin-insanlığın en köklü gerekesinimleri arasında olduğunu kanıtlar.Tehlike burdadır işte.Rüyalar güzel olmasa çarçabuk unutulurlardı.

    YanıtlaSil
  5. Peki; açtığınız tırnağı ('') kapatalım o halde: İletişim, hele de 'şifreli'iletişim, imgelem oyununu sanırım dışarıda bırakmaz.Estetik bir etkinlik olmasına gelince; Hangi sanatsal edim,bir dilek gerçekleşmesinden daha estetik olabilir ki?

    En köklü gereksinimimiz olduğu doğru; rüyaların büyük bir bölümünü hiç hatırlamıyor olduğumuz da öyle.

    Rüyada ''hayır/no'' yoktur; yine de ''hayırdır inşallah'' diyerek dinlemeye başlamamız, dilimizin azizliğinden olmalı.

    YanıtlaSil