23 Şubat 2011 Çarşamba

Huzursuzluk

Metpamid.Bana yardım etse etse metpamid yardım ederdi.Son günlerinde hafızasını kaybetcek kadar uyuyup, yedi saatlik yola çıkcak biri için mucizenin adı 'metpamid'di.Asıl görevi ;otobüste,denizde oluşan mide tutulmalarını dindirmeyi amaçlayan bu ilaç, etkisi altına aldığı bünyeyi kış uykusuna yatırabilcek kadar güçlü bir mayıştırıcıydı.İki tane içmemin üzerinden on dakika geçmemişken hostes bilet kontrolünü yapmaya başlamıştı.İlaç etkisini hemen göstermiş olcakki halüsinasyon görmeye başlamıştım.Bu yollarda 'hostes ne arardı ki,şimdiye kadar hiç olmamıştı.Biletimi kontrol ederken elimde Turgenyev'in 'ilk aşk' kitabını gören hostes, beni ilk aşkına benzetmiş olcak ki; beni niye terk ettin bakışı atarak bileti yüzüme fırlatıp görevine devam etti.
Anlam veremediğim bu davranışa aptal aşık Vladimir'in davranışları eklenince iyiden iyiye gerilmiştim.Lan Vladimir gözlerine bakma şu hatunun ! haykırışımdan olsa gerek şoför irkilmiş, otobüs sağa sola yalpalıyordu.Vladimir duymamıştı bile.Narsist Zinaida büyücü değildi,ama Vladimir büyülenmişti sanırım bende aşık olmuştum Zinaida'ya.Eh be Turgenyev, yaşadığı yerdeki mahalleliye de Zinaida'yı böyle betimledin dimi,kimsenin kapısının önünden ayrılmamasını şimdi daha iyi anlıyorum.
Hostes servis için tekrar yanıma geldiğinde sıcak birşeyleri üstüme dökcek senaryoları gözlerimin önünden film şeridi gibi geçince ,soğuk bişeyler istemek zorunda kaldım.Hiçbişey vermedi geçti gitti yanımdan.Uyku hala uğramamıştı, üstelik acıkmıştım.'Niye beni terk ettin' dedi gecenin karanlığında bir ses, tam da yanımdaki az önce boş olan koltukta.Midemden 'hayatta kalmak istiyorsan oyunu kuralına göre oyna diyordu bir ses ,yalnızca benim duyabilceğim bir tonda.-Aptaldım dedim ,ne aradığını bilmeyen bir aptaldım.Aklıma gelen en aptal yakınmaları en aptal aşk sözlerini sıralarken diğer yandan da içi kek ve bisküvi dolu kutuyu hayal ediyordum.Arsızlaşıyordum,mutluluğu arayan her insan gibi arsızlaşıyordum.-'Seni günde bir defa düşünüyodum o da yirmidört saatimi alıyodu' cümlesiyle gecenin sessizliği hıçkırık sesleriyle bozulmuştu.-Taaaaamam sus şıp şıp şıp deyip işaret parmağını dudaklarıma götürdü.Böyle olması gerekiyomuş derken gözlerime bakamıyordu.Gözlerinden süzülen yaşlar, biraz genişçe olan burun deliklerinin üstünde depolanıyordu.Bir meyveli bir kakaolu topkekin yanında o anda biraz manidar olan tutku çikolatalarından bikaç paket verdi.Kuruyan gözyaşlarımı silmem için de ıslak mendil verip en arka dörtlü koltuğun boş olduğunu ve istersem orda uyuyabilceğimi söyledi.Daha ne isteyebilirdim ki 'mutluluk arsızdı'...

İlacı içeli hayli zaman olmuştu ama hala uykum yoktu.Dörtlü koltuğa sırt üstü uzanıp tavanı izlemek en son yapmayı istediğim şeydi.Sonra bişey oldu.Bilmiyorum.Daha önce hiç hissetmediğim bişeydi bu,irkildim.Rüyada yüksekten düşerken duyulan irkilmeyi ben uyanıkken yaşamıştım.Kafamı kaldırıp baktığımda şoförün arkasındaki asılı dijital saate gözüm takıldı.Saat tam 03.10'u gösteriyordu.O karanlıkta tek gördüğüm şey ateş kırmızısı rengiyle parlayan 03.10 uyarısıydı.Uyarı diyorum çünkü nereye baksam o yazı vardı.Hepsi havada uçuşan milyonlarca 03.10. Hani bazen hiçbiryere ait olmadığınızı hissedersiniz ya,metpamid içseydiniz bunu hissetmekle kalmayıp yaşardınız.Hiçbiryere ait değildim.Kendimi otobüsten atmak istedim ama atsam napcağımı düşündüm,ölene kadar koşsam içimdeki bu his bitmicekti farkındaydım.N'olmuştu bana?Basit bir uyuma isteği canavar bir hisse dönüşmüştü.Alien filminde; kadını hamile bırakan yaratıklar,bebek yaratığın ,herşeyden habersiz kadının içinden  bianda  karnını yararak çıkmasıyla son buluyordu.İşte içimdeki duygu tam da böyleydi.Yolculuğun bitmesine 4 saat vardı ve aklımı kaçırmış gibiydim.Hala hatırlamak istemediğim o şeyi yaptım.Kendini otobüsten atmadım ,daha da kötüsünü yapıp tam dört saat dijital saati izledim.Her dakikasının her saatinin geçişi hala zihnimde.Yaklaşık on bin kırmızı sayı.
Feribota geldiğimizde beklendiği gibi ilk inen ben oldum ve bavulumu alıp otobüsten olabildiğince uzaklaştım.Artık daha iyiydim.Çanakkale sabahına kavuşmuş ben de biraz da olsa huzura ermiştim.Merakım beni ilacın prospektüsünü okumaya itti.Hatasını anlayıp geri dönen,ama hatasını düzeltme şansı bulamayan her insan gibi davranmıştım.İlacın yan etkilerinde ilk sırada; sıklıkla 'HUZURSUZLUK' yazıyordu.Güldüm ,kestirip atamadım.İlacı içmeden bu yazıyı okusaydım yine ilacı içermiydim dedim kendi kendime? Vladimir geldi aklıma,Zinaida'ya duyduğu karşılıksız aşk geldi,onun olmayacağını bildiği halde ona olan tutkusu geldi...O anda feribot kantininden yükselen 'Imperial March' beni gaza getirmiş olcakki -İçerdim dedim rüzgara göğsümü vermiş bi şekilde hiç düşünmeden ! Vladimir'den farkım yoktu benim de.İnsanların prospektüsü olsaydı; yan etkilerini bilseydik ,yine de vaad edilen az sayıdaki etkileri için ,onları kabullenirdik.Şimdi yaptığımız da bundan farksızdı...

 

6 yorum:

  1. Konuyu bağlama şeklin hoş olmuş, Darth Vader duruşun geldin bi an gözümün önüne. :p
    Şizofrenik mi denir, ne denir; şu an doğru kelimeyi bulamıyorum, öyle değişik bi yazı olmuş. Absürd de diyebiliriz, evet.
    Metpamid candır diyip, alıp kendimi değişik düşüncelere ve hislere sevk etmek istedim bi. :D

    YanıtlaSil
  2. Beğenemedin galiba Darth Vader duruşumu:D
    Ne Metpamid can mıdır:D
    Ben hayatımda o kadar rahatsız bi duygu yaşamadım,ve sen kesinlikle uzak duruyosun zaten korkuyorum senden:P
    Değişik düşünce,değişik his falan yok ,unut yazdıklarımı :D

    YanıtlaSil
  3. Ahahaha korkma benden ve yapabileceklerimden yahu bu kadar. :D

    YanıtlaSil
  4. korkutma beni o zaman bu kadar,uslu dur :D

    YanıtlaSil
  5. Oeh pek hoş, daha hoş geldi böyle imperial march. o_O

    YanıtlaSil
  6. hadi bi itirafta bulunayım,sen söyleyene kadar o müziğin adının 'ımperial march' olduğunu bilmiyordum (O_o)

    YanıtlaSil