3 Temmuz 2014 Perşembe

Hemhal

        Ah şu çok uzaklardan gelmiş gibi mağrur ama gururlu, bin türlü küfrün içinden geçerek, çamur ve çocukluğa bulamış önüme düşen ben. Hangi mevsim olursa olsun titreyecekmiş gibisin böyle, büsbütün soru ve sırla binlerce yıl yaşında. O ki durup dururken omuriliklerinden kurtulmuş, memleketin üzerine akan saçlarıyla, belki yabancı belki de hiç tanımadığın bir şekilde. Kaldı ki beklemek dahi koynuna aldığı sokak lambasıyla köşe başında, kaldırımda oturuyor. Bu bütün dokunulmuş sözlerimle, tek tek derime işlenmiş günahlarımla çağırsa vapurla gideceğim. O ki ay ışığı kondurulmuş gülüşünü gösterdikçe içimde tanımadığım bir hücre ürperiyor.

" parka dolalım
park bizi alır önce
seyrimizden bir sabah kazanır
eğri fakat daha çok eğrilmez bir şoförle
sayısız rampaya katlanır
ya güneşten daha zengin
sofraya diz çökeriz
ya sen kuş olup gitmeliysen bir trenle

oysa sergimize kuşlar gelir uzanır"

Cahit Zarifoğlu
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder