5 Temmuz 2014 Cumartesi

Nanenin Aroması

        Ömrümün en allak bullak zamanları seni düşünerek geçti, dur hemen panik yapma, sen en allak bullak zamanına denk geldin. Gerçi seni çok sakin kafayla düşünebilirim diye bir iddia halinde değilim, hatta geçti gibi bir iddia halinde de değilim. Bütün malzemelerle aynı anda kaba konulup tadını iyice versin diye boku çıkana kadar yoğurulan nane gibiyim, oysa atmadan önce iki tokatta kendime gelirdim. O şimdi senin, nerede olursan ol benden uzakta, oturduğun cafelerin masalarının üzerindeki fesleğenler, avucunun içine alıp sevdiğin çiçekler anlar halimden. Unutma naneyi kullanmadan önce avucunun içinde iki tokat atarsan aroması patlar. 

       Benim yerime sen dursan sanki daha kolay olurdu, yani daha kolay olmazdı belki ama daha katlanılabilir olurdu. Oysa ben damarlarında adrenalin ihtilali olan heykel gibiyim, insanlar ilerliyor, mekanlar ilerliyor da öyle yer değiştiriyorum. Bütün bu insanlar neden durmuyor anlayamıyorum, ben dururken onlar ilerliyor ve dikkat çekmiyorum. İnsanların dikkatlerini ne acayip şeylerin çektiğini bilsen şaşırırsın. Gerçi sen herşeyi bilirsin gibi bir his var içimde, nereye gitsen bilirim gibi bir his var içimde. Gurur duyuyorum, içimdeki hisler istikrarlı bir saçmalama seviyesinde ilerliyor. Yani dışa vuramıyorum ama bir şeyler ilerliyor, mesela metro. Metro deli gibi ilerliyor ve ben hep uyuyorum, çocukluktan kalma alışkanlık panik anında hep uyumak istiyorum. Uyuyamadığım zamanlarda oyun oynuyorum çünkü uyumadığım zamanlarda aklıma taktir edilesi iradesiyle saçma sapan şeylerle geliyorsun.  Hoş ona gelmek denmez daha ziyade gidiyorsun, ki zaten bende 86. levelde takılıp kaldım, canlarım bitince yine seni düşünmeye başlıyorum. Hak ver bana, ya canım bitene kadar seni düşünürsem gerçekten, korkuyorum.

       Ben her sabah metroya biniyorum, insan yerin altında olduğunda mekan mefhumunu kaybediyor. Metro ilerliyor, neyin altında olduğunu bilmeyen bir sürü insanla duruyorum. Sağa mı sola mı gittiğini bilmeyen, hangi duraktan çıkarsa çıksın sana uzak düşen. Bu ara metroda yanımda oturup başka saçma sapan şeyler düşünen, ben uyurken yıkılmayayım diye omzuna omzumu sabitlediğim, oyun oynarken dikkatle beni izleyip her yanlış hamlemde aptal der gibi bakan gözlerin senin olmasını çok isterdim. 

Bu günlerde 10 saat uyuyorum...
 

1 yorum:

  1. "Sabahları uyandığıma sevinemiyorum. Gecenin sıkıntısı, öğleye kadar sürdüğü için, sabahın verdiği diriliği yaşayamıyorum. Öğleden sonra da akşamın hüznü çöküyor."

    Benim 12 saat uyuduğum oldu. Çünkü sabah erken uyanmam için sebep yoktu

    YanıtlaSil