26 Haziran 2014 Perşembe

Süheyla' ya son mektup

        Çaresiz bir mermidir aklım, kendi kaderinden habersiz, dokunulmadığı sürece soğuk, tek başına zararsız. Hangi elin eline geçerse geçsin yanlış, hep düşman ve sevimsiz. Daha kaç kere bilmem kaç kilometre hızla zırhına çarpacağım, ağzım yüzüm kan revan. Kaç kere düşeceğim koca koca gökdelenlerin tepesinden, ağzım yüzüm hep kan revan. Daha kaç kere kaç kere diye soracağım. Kalbimin yüzüme bakmaya yüzü yok, vicdanımın yüzüme bakmaya yüzü yok, aklımın yüzüme bakmaya yüzü yok. Vicdanımın kalbime, kalbimin aklıma, aklımın vicdanıma bakmaya yüzü yok. Damarlarımda bir deli bir cellat bir şeytan ile yaşıyorum, hangi dilde anlatsam dinlersin hikayemi. 


        Ben senin eline öyle bir kudret bıraktım ki biliyorum bu insana zulümdür. Biraz adil ol ama gülüşün de insana zulüm değil mi, gözlerini saymıyorum bile. İnsan insana öyle bakmaz, çünkü o bakış mevsim değiştirir, her hücresini bayram sabahı dağıtma isteği uyandırır, bütün memlekete çay ısmarlatır ve öylece dünyanın en güzel yerinde olduğuna inandırır. Çocuk soluğu gibi olmadığın yere küsmek geliyor içimden, içimde binlerce havai fişek sanki bu güne hazırlanmış gibi dokunduğun yerimi rengarenkleştiriyor. Ben ellerimi serbest bıraksam seni kurtarmak için önce kendimi boğacakmış gibi hissediyorum. Ne tuhaf kendi ellerimden korkarken elin elinden çare beklemek. Çünkü bütün şerleri hayır eylemek senin elinde, bütün yaşadığım tuhaf ve lanet anları bir mantığa sığdırmak. Bu bütün saçmalıkları sonuçlandırmak, bütün günahlarımı cennetin kapısında karşılamak, tek sözünle hayatı masumlaştırmak sana bağlı. Göğsümde gezinen ejderhaları, beynimin içindeki kötü huyları ve hatta yerini bulamayan ellerimi evcilleştirebilmek senin ellerinde. 

        Ben hiç kimsesiz olmadım, belki bazen umutsuz. Ama senin o duruşunda tarif edilemez bir şey var, dünya ile ilgili bir sır biliyormuşsun gibi. Nasıl oluyor bilmiyorum ama sesin basbayağı deniz mavisi, en karasal iklimi sakinleştirecek kadar üstelik. Senin yanın hep Kudüs'te ki herhangi bir camii, dünyanın en huzurlu tekinsiz yeri. Ben ise bütün şiirleri senin saçlarını toplamak için ezberlemişim ;

" Sana zorsa bırak yanayım
Kolaysa esirgeme .. "

        Ki sen çoktan bulmuşsun kokunu, ben beş bin parçalık puzzle ' ın tam ortasına denk gelen yüz. Birbirimize o kadar uzağız ki bizi ancak bir cümle birleştirebilir. Sen hep yarın gibisin, bense matruşka psikolojimle uğraşıyorum, her açtığımda aynı. Kafamın içine ayna kaplattırsam, hayallerim hep hayallerimi izlese.

Hep kuş koysunlar yoluna...

Süheyla bu sefer çok ciddiyim git başımdan...

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder