24 Haziran 2014 Salı

Dönüyor gözleri sonsuz rüyadan
Göğsünde bir ejderha kanadı
Bu evler geriyor şehri
ve yalnızlık
Boş ellerin kutsal tapınağı..

Bu bütün duvarlarıyla delirerek
hem daralarak avuçlarında
bin çeşit göz,
nasıl bir alevdir saçlarında yakan rüzgar
koca geceyi emerek hoyratça
tam ortasına sapladığı
o asil damarlarıyla
nasıl bir köz,
ki işte gidiyor
birden ve zamansız kurtulmuş bulutlardan
mutlaka dünyaya dökülecek saçlarıyla
başka bir hal oluyor durup düşünmek
kim bilir hangi trene binecek
burada ya da başka bir memlekette
yalnızlık yüzünü göğe çevirmiş bekleyecek..

ben ki sırılsıklam ve umursamaz
gördüğüm bütün sokaklarda ölüyorum,
ah o siyah saçlarına kondurduğu
ceylan duruşuyla
gülüşünde bilmem kaç senelik meltem
bir şeye geç kalmış gibi
yürüyor
her adımı bir söze bulaşmış
gidişi her şeyi yerli yerine oturtan deprem

Katrana iştah açan gözlerinle tanıştım
tatlı bir yalnızlık edinmişsin bakışlarınla
dudaklarında bin çeşit sevda sayhası
yağmanı bekliyorum, saçlarının da..
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder