19 Ocak 2013 Cumartesi

Bananormal Activity

Özür diliyorum.
Uzun yoldan geldim.Tüm yol boyunca verdiğim kararları,yaptığım seçimleri ve obsesif kişiliğimi düşündüm;ikili koltuğa uzanmış,botların içinde sıcaktan pişmiş ayaklarımı cama yapıştırırken.İnsan verdiği her karardan pişmanlık duymamalı.En basitinden şu ayağımdaki 50 kiloluk botları,sırt çantamda taşıdığım senaryosunu düşledim,botların ayak topuğuma yapacağı döndürme etkisini ve beni bir kaplumbağa gibi sırtüstü devirip sonsunza kadar öyle kalacağımı falan.O halde yeni insanlarla tanışma çabalarımı:
-Hey,ben burdayım.!

-Normalde şu her penceresinde farklı perde olan evde yaşıyordum.Yani devrilmeden önce.

Burada,sırtüstü devrilmiş verdiğim kararlarının tamamının takıntılı kişiliğimden kaynakladığını düşünüyordum.Markette alışveriş yaparken çukulataların yüzey alanlarını hesapladığımı,bu alana düşen antep fıstığı sayısının o andaki en önemli seçim sebebim olduğunu.Bir gün, soğutucu dolapların en arkasında saklanmış,en taze ürünleri alırken,akıma kapılıp öleceğimi...
Kendimi tam olarak şu 23 numaraya takıntılar gibi hissediyorum.Benden korktuğunuzu biliyorum.
Tüm anlatılanları unutun,şu sırtüstü devrilen kaplumbağa hikayesini falan da.Tüy kadar hafif yazlık ayakkalarımı değil de 50 kiloluk botları giymemin fizikle ya da matematikle pek ilgisi yoktu.Sadece İstanbul alabildiğine yağmurluymuş,hava durumunda öyle diyordu en azından.Çoğu zaman verdiğimiz kararların da sebebi basitti.Afrika'da bir kelebeğin kanat çırpması,İstanbul'da fırtınaya neden olabilirdi mesela.
Özür diliyorum.Tüm yol boyunca 42 numara botlarımın tabanını izlettiğim ineklerden.Ve özür diliyorum -bu yazıyı okumaktan yapacak daha iyi  milyon tane seçenek varken-size bunu okutuğum için...
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder