27 Ocak 2012 Cuma

Vesikalık

Başlıklar mı yazıları oluşturur yoksa yazılar mı başlıkları oluşturur hiç emin olamadım.Yalnızca bu yazı için başlık cevabını verebiliyorum.
Ne zaman sabah erkenden önemli bir işim olsa yatağa erkenden uzanır,düşünülecek onca zaman olmasına rağmen düşünülecek herşeyi o ana sıkıştırır,dünyayı falan kurtarır,tebrikleri mütevazilikle geri çeviririm.Sonra -uyumam lazım komutuyla yatağın içinde acı çeker ve güneşi uyandırırım.İşte böyle zamanlarda  bazı cümleler geçer aklımdan.Sonrasında nefesim daralır ve huzursuzluğun; içimde çöreklenmiş bana doğru gülümsediğini fark ederim. ''Hayat sizi yeterince güldürmüyorsa espriyi iyi anlayamamışsınız demektir.'' demiş ismini tam hatırlayamadığım biri.Zaten konumuz kimin söylediği değil...




Geçtiğimiz günlerde hayatımdaki ilk vesikalık fotoğrafıma gözüm ilişti eski fotoğrafları karıştırırken.
İlkokul 1.sınıftaydım ve vesikalık fotoğraf için sınıfa fotoğrafçı gelmişti.Ciddi olmam tembihlenmişti yüzümde sürekli varolan  Charlie Brown ifadesi yüzünden.Ciddi olmak ne demekti 5 yaşında bir çocuk için bilemezdim.Birinci deneme başarısızlıkla sonuçlanmıştı çünkü tüm sınıf birbirimizi güldürme telaşındaydık.İkinci denemede öylesine gülmüştüm ki yamuk olan ön iki dişim gülmenin gücüyle daha da açılmıştı sanki.O an anladım ki burada ciddi bir iş yapılıyordu ve benim yamuk olan dişlerim görünmemeliydi.3.denemede dudaklarımı ısırdım belki de kanatana kadar,hatta dudaklarımı yuttum. Bu kez başarmıştım ve  hayatımın geri kalanında ciddi adam olmanın  ilk adımını atmıştım.Hayata hoşgelmiştim.


90 ların başında bir sınıf hayal edin ilkokul birinci sınıfların oluşturduğu.Ders sırasında deprem olur ve öğretmen,abimin de içinde bulunduğu öğrencilerin şaşkın bakışları arasında camdan atlar.Sonrasında deprem biter ve 1.katın camından atlayan öğretmen normal insanlar gibi sınıfa kapıdan girer.''Evet çocuklar şimdi dersimize kaldığımız yerden devam edebiliriz'' cümlesi olay sonrası kurulmuş muhtemel cümle olsa da benim ilgimi çeken çocukların yüzlerindeki trajedi.Kim bilir kaç çocuk bu olay karşısında hayata karşı saygısını yitirmiştir.Ben daha çok severdim o ayrı.Hatta imkanım olsa, şu anda o öğretmeni bulur bana bildiği herşeyi anlatması için yalvarırdım.

Sonrasında bir sahne var aklımda Titanik filminden.Gemi yarısına kadar suya gömülmüşken,herkes ölmemek adına sağa sola,filikalara kaçmaya çalışırken,insanlara güç vermek adına müzik yapan grubu hatırlarsınız.O sahnede Kemancı,arkadaşlarına:''Kimse bizi dinlemiyor ama biz yinede çalmaya devam edelim'' der.İçiniz burkulur.Kemancıyı tebrik etmek istersiniz ama o nazikçe ''-yo yo kim olsa benim yaptığımı yapardı bakışı atar ve müziğine devam eder.''

Sizlere gerçek yaşamdan ve sinemadan ''nirvanaya ulaşmış iki insan örneği sunmaya çalıştım.'' Muhtemelen biri mavi hapı,diğeri kırmızı hapı seçen örneklerdi.Eğer mavi ya da kırmızı hap yoksa, bu seviyeye ulaşmanın yolunu tüm gece düşünüp durdum.Bizim anlayamadığımız onların anladığı ''hayatın esprisi'' ne olabilirdi? Ve aklıma gelen en mantıklı cevap ;''onların doğduklarında şaplağı kıçlarına değil de kafalarına yediği'' oldu.
Neyse zamanla nasıl olsa öğreneceğiz bu soruların cevabını.Zaten zamanın değiştiremediği tek şey yamuk olan ön iki dişmiş bunu bilir bunu söylerim.Yine de yarın ilk işim yeni bir başlangıç yapmak adına  yeni bir vesikalık fotoğraf çektirmek olcak.Yine ciddi ve gülümseyen bir ifade istenicek tam da hayatın istediği gibi ama bu kez espriyi anladım sanırım...





 

4 yorum:

  1. Uyumam lazım zamanlarında milyonlarca şey düşünüp sonunda sabahı ettiğim çok olmuştur benim de. Bir de küçüklükten kalma bi korkum var, uyuyamadığım zamanlar ağlayacak hale gelirdim küçükken. Artık kendime saçmalama uykusuzluktan ölecek değilsin ya bir günde diyorum, sadece stres oluyorum uyuyamadığım için. Sen en azından dünyayı kurtarıyormuşsun, ben kendimi bile kurtaramıyorum o günlerde. Böyle de dramatik bi beyne sahibim. Pembe dizi gibi kurtuluş hep yarınki bölüme kalır.
    Orası bi ilkokul sınıfı değil de ortaokul, lise sınıfı olsaydı baya dalga konusu olurdu. Bi an için gözümün önüne üstünü başını silkeleyerek derse devam edebiliriz diyen bi öğretmen geldi. Titanik olayına gelirsek lisede hoca bir kompozisyon yazdırmıştı, titanikteki kemancılarla Osmanlının Lale devri arasında bir bağlantı kurun gibi bişeydi, o aklıma geldi. Hoca bağlantının ne olması gerektiğini hiç söylemedi, o kompozisyon da unutuldu gitti..
    Çok uzattım, susup gidiyorum artık. Bide teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dünyayı kurtarmaktan sıkıldım diğer gezegenlere falan el attım o seviyedeyim artık :)Uykusuzluk o kadar sorun olmuyor da vücudun dengesi,iştah falan değişiyor ya asıl sorun o oluyor sanki.
      Ortaokul ya da lise olsaydı tüm sınıf atlardı camdan muhtemelen:)Yine de şu haliyle bile aklıma geldikçe eğleniyorum.
      Titanik olayını eskiden twitter'da okumuştum hoşuma gitmişti:)Ordan esinlendim yoksa benim aklıma gelen bişey değildi.Bir de sizin hocanın yazmanızı istediğiniz konudan çok sizlerin yazdıklarını merak ettim. Neler çıkmıştır kimbilir ,belki de o yüzden hiç söylememiştir hocanız bağlantıyı:D

      Sil
  2. Ben Titanik batıyordu, Osmanlı da çöküyordu ama tıpkı kemancıların çalmaya devam etmesi gibi onlar da eğlence ve gösterişi ön plana çıkardılar temalı bişeyler yazmıştım ama iki saatte şu cümleyi kuramadım o zaman daha güzel yazmıştım :D Başkalarından neler çıktı hatırlayamıyorum ama:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Titanik batmalı,Osmanlı çökmeli,Kemancılar çalmaya devam etmeli ! Bakış açına bayıldım:D Ama itiraf edeyim büyük riskmiş Titanik'in batışından Kemancıları sorumlu tutmak:P

      Sil