24 Ocak 2011 Pazartesi

Garip enfeksiyon

    Üzerinize afiyet biraz grip olmuşum, her yerden peçeteler çıkıyor sanki doğduğumdan beri grip gibiyim ve yalnızca üç şeyle hayatımı idame ettirebilirim gibi geliyor. Nefes almak, su içmek, peçete. Malefes hayatın gerçeği bu, nasıl bazı eşitlikçi, özgürlükçü, savaşta insanların ölmemesi, insan hakları ve barış için herşeyi yapabilecek arkadaşlarımın konu devrim olunca kansız olmaz demesi gibi sümüksüz gripte olmuyor işte...
   
    Hakaten kansız devrim olmaz mı bu şeyi kendi içinde yapsanda hatta kendi içinde yaptığın şeyin adı devrim midir ? İnsan unutur mu gerçekten yoksa unutmuş gibi yapmak sanatında ustamıyız ? Böbreğimin birini verip yeni bi kalp alsam, şu küfürlü dilimi verip canım cicimli kelimeler satın alsam sempatik sempatik dolaşsam, kilo versem yerine boy alsam mesela ben. Eskiyi getir yeniyi götür kampanyası yapsa melekler, eski hayallere bilmem kaç paraya sayıp yeni hayaler verseler pazarlık payı bırakıp ucuza alsak güzel olanları.Kimseye zarar vermeden öyle deri değiştirir gibi yapsak ya kişisel devrimimizi, sokakta yürürken birden mesela.Ne kırsak ne kırılsak, ihanete saymıyorum baştan çanak çömlek patladı diyip mızıkçılık yapabilsek.İstenmeyen huyları geri dönüşüm kutusuna atsak, geri döndüğünde bizi bulamasa. Sessiz olsak, sessiz olsa dünya sadece 1 dakika. İlla kanlı olacaksa sabahlara kadar uykusuzluktan kanlansa gözlerimiz yetmez mi ?
   
    Tabi ne yazık ki griptende kanlanırmış gözlerimiz tecrübeyle sabittir ama gözlerin kanlanması güzel gözlere engel teşkil etmiyor buda tecrübeyle sabittir. Kendi gözlerim güzel olduğu için tecrübe etmedim, güzel gözler gördüm. Temas halindeyken çok güzel olurlar özellikle, gerçi genelde bana ya "siktir git" teması halinde ya da " bu kim yaa " aralığında dururlar ama o zaman bile güzeldir. Tamam kendime haksızlık etmeyeyim bazılarıyla aa ne tatlı çocuk temasımız olmuştur ama o da uykuyla uyanıklık arasında gördüğüm şeyler gibi havada kalır bir türlü konduramam. Bazıları öyle derindir ki düşersiniz, sanki o delinin taş attığı ve akıllıların çıkaramadığı kuyu orası. Bazılarına dokunabilirsiniz, bazılarında kendinizi, bazen ateşi bazende denizi görürsünüz ama dikkatli bakın hangi denizi gördüğünüz önemlidir.

    Ne anlattım bende bilmiyorum gerçekten öylece düşünmeden yazdım ( entellektüel deyişiyle : sosyal mesaj kaygısı olmadan ) ama illa anafikir arayanlara şöyle söyleyeyim o zaman :
   
    1. Kendi içimizdeki devrim kanlı olursa öyle bi yerden çıkar ki o kan  3 gün üstüne oturamayız
   
    2. Güzel bir çift gözün içindeki denize aldanıp çıktıktan sonra üşütüp grip olabiliriz o yüzden bazı devrimciler(!) yaz kış parka giyer. ( yazıda geçen konular başka türlü kesişmiyor saçma olsada üzgünüm )
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder