15 Şubat 2015 Pazar

        " Teslim ol "  diye bir ses işitti Kont Ramon, elindeki kalemi kağıdın üzerine bırakarak kendinden emin bir şeklinde yüzüne dökülmüş, bir kaç teli beyazlamış saçlarını tekrar geriye atıp sesin geldiği tarafa dönerken aynı ses devam etti.

" Ve sakince ilham perilerini yere bırak " 



        " Demek sabah olmuş " diye serzeniş, pişmanlık ve umursamazlık kokan bir cümle bırakıverdi ortaya Ramon. Fakat karşısındaki vücut hareketlerinden biraz anlasa idi sen nereden çıktın dediğini hemen fark edebilirdi. Sağ tarafındaki gamzesini saklamak için uzattığını iddia etse de pek inandırıcı olmayan, yanaklarından çenesine doğru giderek uzayan sakallarını ne zaman  kaşımakla okşamak arası dokunmaya başlasa o tuhaf duygu Cathedral of Santa Eulalia' nın çanları gibi çalmaya başlardı. Elini sakalından elektrik akımına ilk maruz kalan insan gibi çekip birden ayağa fırladı ve Flamenkonun anavatanına yakışır bir tavırla daha yüksek perdeden :

" Seda amar a hijo ! Demek sabah olmuş, insanlar aslında geceleri değil sabahları saklanır bilir misin Francisco Jose Pedro de Miguel Remedios Diego. Ve lanet ismin o kadar uzun ki senin için bir cümle kurduğumda adını söylerken ne dediğimi unutuyorum ! " 

" Kısaca Diego de gitsin, kaç yıllık arkadaşız bir türlü alışamadın. Yeni bir şey mi yazıyorsun ? " 

" Evet yani galiba, çünkü aslında eskiden beri varolan ama çoğu insanın farkedemediği bir şeyi yazıyorum. Bitmeden kimseye de göstermeye niyetim yok, bakmayı aklından bile geçirme kısaca Diego. "

" Ah yine her zamanki deli halin mi yoksa bu sabah değişik bir huysuzluk akımı ile mi karşı karşıyayım Ramon ? " 

" Kont Ramon . " Diye düzeltti Ramon aynı anda masanın başında oturmaktan kırışmış beyaz gömleğinin yakalarını düzeltirken. " Delilik soyum adına kanımda taşıdığım en şerefli şey. Camdan kafanı çıkarıp gelecekte doğacak olan kumral kızın saçları gibi sıcacık Barcelona sokaklarına baktığında hep aynı davranan insanları görmekten sıkılmadın mı ? Elimde olsa.." diyerek elini ileriye uzatınca camii inşaatında kırılan, kahramanlık nişanı olarak gördüğü için hekimlere göstermeyi reddettiğinden, belli belirsiz yamuk duran sağ elinin serçe parmağına takıldı gözü. - Hayır, hayır okuyucu Ramon müslüman değildi, fakat bu uzun ve başka bir hikaye - Sağ elinin baş parmağı ile diğer parmaklarını avuç içinin iz düşümünde birleştirerek " Elimde olsa hiçbirini sokağa çıkarmazdım, keza sokakların da, saçların da özene ve mahremiyete ihtiyacı vardır. " 

" Yine mi insanlar ?! Hem onlara okutmak için yazıp hem de onlardan nefret ediyorsun."

" Nefret değil bu kelimelerini düzgün seçmelisin, bir tür acıma hali. Aslına bakarsan pek umursadığım da söylenemez fakat hakkım olan havayı, çimeni, bulutu, kelimeyi düşüncesizce kullandıklarında ki buna gasp deniyor, kalemimi ağızlarına sokup küçük dillerine imzamı atasım geliyor. Fakat inan bana kalemlerim çok daha umrumda. Bu insanlar kafalarını kaldırıp yıldızlara bile bakmıyorlar Diego ! Oysa yıldızlar özgürlük isteyen kalplerin flamalarıdır. " 

Kont Ramon bu cümleyi kurarken kafasını kaldırıp sanki beyaz, yüksek tavana çizdiği bir sürü yıldızı andıran noktalara değil de Tibidabo' nun zirvesinde, rüzgar o kadının saçlarını Barcelona' ya savururken, kadının ensesinden boynuna doğru ufak öpücükler kondurduğu geceki gibi göğe doğru baktı. 

" Yıldızlarla alakalı bir şeyler mi yazıyorsun ? " diye bu huzurlu anıyı böldü Diego.

" Viva la Estrellas ! Hayır Diego, bu çok başka bir şey. Unicornların ne olduğu hakkında bir fikrin var mı ? Ya da bir gülüşte bir sürü kelebeğin olabileceği ihtimali ?  " 

" Sen iyice delirdin, biraz dışarıya çıkıp hava alalım. " 

" Şeref duyarım ! Ama dışarıya çıkmaktan değil, sen istediğin zaman ayrılabilirsin. Bu arada Diego ülkenin birinde para bastıkları kağıtlar paradan daha değerli olduğu için iskambil kağıtlarını kullanıyorlarmış diye duydum. "

" Acaba hangisi daha değerlidir Ace mi King mi ? " diye lafını kesince Diego biraz tedirgin oldu çünkü Ramon cümlesini bitirmeden araya girenler için okkalı kelimeler biriktirirdi ki bir süre sonra abondone olan aklınız bu kelimeleri nereden bulduğuna şaşırmaya başlardı.  Fakat Ramon kahkahayı patlatınca Diego ' da rahatlamış bir şekilde gülmeye başladı.

" İşte bu yüzden insanlara acıyorum Diego ! Hangisi daha değerli olursa olsun ikisi de insandan daha değerli, ilk aklınıza gelen şeyin hangisi daha kıymetli olması ne kadar acı ! Her neyse uzatmayacağım ama sana son bir sözüm var. " Diyerek Diego' ya iyice yaklaştı ve odada onlardan başka kimse olmamasına rağmen bir sır verir gibi kısık sesle " Sahip olduğunuz kalbi en yakın arkadaşınız ilan edin ve onu öğrenmeye bakın, özgürlüğe aç ruhunuzu ancak böyle genişletebilirsiniz " Sonra görevini tamamladığını düşünerek tekrar masanın önündeki sandalyesine oturarak Diego' ya arkasını döndü. Diego onun bu tavırlarına alışıktı ne de olsa o nedenle bunun ne anlama geldiğini biliyordu.

" Bu arada " dedi Ramon, bu sefer de Santa Maria del Mar kilisesinin çanları sözünü kesti, bitmesini bekledikten sonra " O buralarda olmaz ama olur da Cervantes' e rastlarsan ona Yaratık Değirmenler isminin çok saçma olduğunu, bence yazdığı şeyin adının Don Quijote olması gerektiğini söylediğimi iletirsin. " 

Kont Ramon, Diego' nun çıktığından emin olduğunda,kapağında S. A. a H.  kısaltması olan defterinin ilk sayfasını açtı. O sayfada sadece infinito yazıyordu, Ramon reenkarnasyona inanyordu. Hala inanıyorum.. 

Gracias !
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder