28 Ocak 2015 Çarşamba

* İ :


* İpek Aşıkoldum'a, evet 



* "Neden diye sormayın. Henüz bunu kendi kendime de açıklayabilmiş değilim" C. Zarifoğlu

      

        Böylece anlattım ona, ne söylemek istediğimi, sadece onun duyacağı kadar bir sesle, ne duyduğumu, sadece onun çıkardığı sesle. Aslında böyle olacağını hiç düşünmemiştim, ben konuşuyordum ama o duydu, ben dinliyordum sadece onun sesi geldi. Önce yalan zannettim, masal, çok güzel bir kitaptan alıntı, hayal ama insanoğlu karamsardır, küstahtır ancak kendi kendine kaldığında korkak olduğunu fark edecek kadar. Yani kısaca bir insan bu kadar güzel hayal edemez.  Hem zaten gözleri var, kimsenin bilmediği bir dil konuşuyor, kelebekleri var gülünce, insan böyle bir şeyi görmeden nasıl hayal eder. Gülünce dediğime bakma, senin benim gibi değil, o kolsuz hattatın çizdiği gibi, o sanki tanıdık ama ilk kez duyduğun şarkı gibi. O gülüyor, dünyanın dört bir yanı kelebek...

        Böylece anlattım ona, dedim ki hanımelini bilir misin ? Bilirmiş ama kendinden değil, ne saçma insan önce kendini bilmeli. İnsan önce durup bir etrafına bakmalı neredeyim diye, ben bakmadım. Etrafımda bir sürü kalabalık, sağa sola koşuşturan, acelesi olan, farkında olmayan. Mesela o zamanlar bir adam görmüştüm ne kadar " Re " idi hatırlıyorum, sonra bir çocuk aynı " Fa ". Aklımdan bir sayı tutmuştum " Mi " idi yanlış hatırlamıyorsam. Kafamın içinde gezinen bir sürü düzensiz nota, burnuma gelen silik ama hisli bir koku. Aklı olan belki aramazdı ama fark etmişsindir aklımı pek kullanmayı sevmiyorum. Her neyse, ona dedim ki hanımelini bilir misin ? Hani bahar gelir, hiç alakan olmayan bir sokağa giriverirsin. Sabah kalkarsın kapıdan çıkarken gülümsersin, hatta belki bir şarkı mırıldanırsın. Göğe bakarsın, 08.10 vapuruna binersin, simit alır peynirini unutursun. İşte bunların müsebbibidir hanımeli. Narin ama zahmetli değil, basit ama bayağı değil, güzel ama şaşalı değil. Hani bilirsin işte sen hiç anlamadan durup dururken sanki bahçenin en güzel yerinde değil de olduğu yer en güzel yermiş gibi çıkan, sen hiç anlamadan kokusu çevrende dolaşan. Her neyse, sonra nasıl oldu bilmiyorum, o güzel elleriyle notaları bir bir tuttu bir şarkı yaptı, kokusuyla etrafımı sardı, içimde o ilk patlayan havai fişeği gören Çin'linin heyecanı..

        Böylece anlattım ona, dedim ki Cemal Süreya da anlatmış sana. O her telinin içinde ayrı bir kalp atan saç gerçek, sanki hepsi ayrı renk, hepsinin ucunda ayrı bir hikaye asılı. Her biri ayrı bir dünyaya giden yol diye ilerlerken birden boynuna düşüveriyorum, ve böylece bir kere daha boynuyla kalıyorum sayılı yerlerinden. Ben böyle alengirli durumlara alışık değilim ama nereye gitsem içimde hep o şarkı, içimde hanımeli rayihası. Bütün kara parçalarında, Afrika hariç değil...

<BGSOUND src="http://grooveshark.com/s/-/4m0QJs?src=5" loop=infinite>
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder